Resul Davutoğlu Külliyâtı

Resul Davutoğlu Külliyâtı

Yalan ve Gerçek

Resul Davutoğlu - Kasım 11th, 2007

Hiçle ömür harcanıyor aşikâr
Bu seferi taç ile bitirmek gerek
Kar olmasa sonuç, kesindir zarar
Bu yol yalan lakin menzil tam gerçek

Sonucu semaya varan merdiven
Baş aşağı olsa çukura çıkar
Görülen asl değil, kabuk, eldiven
Aldanmak yüreği derinden yakar

Bir Şair

Resul Davutoğlu - Kasım 5th, 2007

sahrada bir pınar buldum. zifir gecede bir ışık. bahtıma mehtap düştü. güneş erken doğdu. nehirler yollarını değiştirdiler. gel seslerini duydular da merhamete geldiler. nehirler ağladılar. çöllere ve sahralara koştular.
bir şair buldum. karda bir çiçek buldum.
bir gül mevsimlerle savaşıyor.
yunus çile görmemiş.
gönlünü öldüren gerçek diri.
ömrünün perisine hayır diyen. reddettiğinin ardından ebedi bir yasa düşen. kendini yakarak ışık olan.
bir destan. bin nağmeye sığmayacak bir destan.

Hayat

Resul Davutoğlu - Ekim 26th, 2007

ses, his, müzik ve prensesler. renkler ve kelebekler. dünya. ve evlerinden uzaktaki kadınlar. farklı ortamlarda ölen çiçekler.
müzik bir kılıç gibi gönlü yarıyor. gönüller ölümle dirilirler. tembellik ölüm. cehd ışık.
çinli kadınlar. vatansızlaşmış kadınlar. ölmüş kadınlar. ölümlerine tören düzenleyen prensesler.
yokluklarıyla mağrurlar.
ve bitim. hüzün bulutlarını fora eden nihayet.
bizi geri çağıran sevgi. gel sesine karşı yok olduğumuz ve iradesizleştiğimiz aşk.
beklemek ve mecburi bir kararla gitmek istediğimiz yere boynumuzu bükerek ama isteyerek revan olmak. ses deryasına tekrar dalmak.

İfadeye Hürriyet

Resul Davutoğlu - Ekim 15th, 2007

İfade hürriyetinin olduğu diyar; sorunların kansız, en kolay çözüm bulduğu diyar. Konuşulan, serbestçe, korkusuzca, her yönüyle konuşulan mesele, hal yolunu kendi bağrından önümüze serer. Tartışılan her mesele, yumuşar, sertliği gider, kavranılır hale gelir.
Sözler düğümleri çözer. Kelimeler kapıları açar.
İki ciddi sorunumuz var. Muhafazakârların üstündeki baskı –onun sembolü başörtüsü olmuş- ve Kürt sorunu. Adeta kangrenleşmişler. Özellikle Kürt sorunu... Çözülmeli ama nasıl. Bu tarz yürüyemiyor ama nerden tutulacak.
Bu çetrefilliğe sebep konuyla ilgili her şeyin konuşulamıyor olması. İçteki bütün düşünceler ifade edildiği an, çözüm yolu hemen önümüzde açılacak. Ama baskı karanlık ve karanlıkta yol alınamaz.

Gülistan

Resul Davutoğlu - Mayıs 25th, 2007

Şiirin vatanı nerde? Yerini bilen var mı? Söylesin gideyim.
Ya da en mahir sahir hangi vatanda muratları hayallerle teskin ediyor. Bilen var mı? Gideyim yanına. Bir anda bana bütün dilleri öğretsin. Zamana kıyacak çelik kılıçlarla yanından ayrılayım. Ve o sayede Şiraz’ın şeyhiyle hasbıhallık edeyim. Hafız’ın rahlesinde diz çökeyim. Eski zaman bilgesi bana duymadıklarımı fısıldasın. Şahname’nin mahzun şairi mısralarındaki kadar coşkun mudur? Göreyim.
Oradan Arabistan çöllerini aşıp bir bedevi çadırında mağrur Arapların efsane şairi asilzade İmr-ül Kays’ı görseydim. Öfkesi sesine nasıl yansıyor dinleseydim. Mütenebbi’nin divanına uğrasaydım ve ona ‘’divanına ne yazdın, bir zalim muhataralı meçhul akıbetini kimsenin tahammül edemeyeceği bir hal-i inkisarda beklerken onu okuyor. Şiiri en güzel şairi okur.

İçeriği paylaş