Yunus Emre Külliyâtı

Yunus Emre Külliyâtı

İnternet, MSN, Facebook, Şimdi Sırada Ne Var?

Yunus Emre - Eylül 10th, 2008

Giderek yaygınlaşan internet kullanımı, ölçülü ve bilinçli kullanılmadığı takdirde bağımlılık yapıp insanları yaşamdan koparıyor. Özellikle toplumdan ve aileden uzaklaşan çocuklar için internet, kötü alışkanlıklara kapı açan bir kâbusa dönüşebiliyor.

Bu doğru. Fakat bizler bu durum karşısında ne yapıyoruz? Nasıl yanlışlar yapıyoruz ki, bir türlü durduramadığımız kartopunu andıran bu canavarın gittikçe büyüdüğünü görmekle kahroluyoruz?…

İnternet Evin Pislik Yuvasıdır!

İnternet özellikle bizim (Tarık Tufan’ın lügatindeki “bizim mahalle”sindeki “biz”e atıftır) camiamızda ilk yaygınlaştığı zamanlarda “internet kullanmayın, günah” türünden yazılar yazdık. “İnternet evin pislik yuvasıdır!” başlıklı radikal yazılarla internet sitelerini doldurduk.

Geleceğin Kıskacında '1984'

Yunus Emre - Ağustos 28th, 2008

Her insanın düşü, düşleri vardır. Ama her insanın ütopyası yoktur. Düşler, insanlar kadar çoktur, ütopyalar azdır ve bundan dolayı, ütopyalar düşler kadar çok değildir. Özeldir.

Ütopyalar Gerçek Değillerdir
Dünyanın her tarafında eşitliği, eşitliğin ve adaletin olduğu bir ülkeyi, bir kenti, kim, neden ister? Ya da kim, neden istemez? Dahası, mümkün müdür böylesi bir dünya düşlemek, sadece adaletle, eşitlikle idare olunan bir devlet düşlemek? Şüphesiz ki, insan tasarımlayabilir, düşleyebilir bunu. Ama bu, bir ütopya olmaktan öte geçmez. Çünkü Ondan öte değer taşımaz. Ütopyaların değeri, önemi, içerdiği görüşler, farklı perspektifleri bulunduran düşünceler bütünlüğü bütünsel olarak şekilde gerçekleşemeyeceğinden dolayı, gerçekleşebilme ihtimalinin söz konusu olmadığından dolayı gerçek değillerdir, bu yüzden değişmezler,

Ayn, Şın ve Kaf

Yunus Emre - Ekim 27th, 2007

Şafakta ağlaşan umutlar
Avuçlarında beslediği korlarla nutuk çeker
Ölünesi düşlerle örselenmiş toprakta
Şakaklara dayanmış rüveyda hançerin sancısı,
Mehtapta yakamozun meramını anlatır
Ayn, Şın ve Kaf…

Kurşuni sözlerden arındırılmış
Firak zincirlerin ölüme tahammülünde
Üşüyen çiğ tanelerinin nedâmetidir
Ayn, Şın ve Kaf…

Zindanın buhranına aldanmayıp
Boşluksuz kuyulara atılan

Yürekleri İlim Meclisleriyle Miraca Taşıyan Bir Şehir: ŞAM

Yunus Emre - Ekim 10th, 2007

Tarihin Kültür Mirası: Şam

İnsanın ruhundaki arayışa başlayabilmesini sağlayan, tarihin köklü mirasına sahip bir şehir: Şam… Birçok peygamberin imtihan mücadelesinin sahnelendiği, manevi havası ile insanları geçmişe götüren bu topraklarda, tarihin tekerrür etmesini yaşıyoruz…

Sıcakkanlı insanları ile gönülleri çeken, muhabbet dolu çarşılarında gelenleri ağırlayan Şam halkı, dünyada kültürlerini kaybetmeden, değiştirmeden koruyan ender halklardan. Eskiden şiir meclislerinin yapıldığı bu diyarlarda Nabi’nin, Ruhi’nin söylediği şiirler, divanlar; hala yürekleri serinletiyor… Ne kadar İngiliz ve Fransız sömürgesinde kalmış iseler de, bu değişmenin halka yansımamış olmasına çok sevindik. Batıyı bilinçsizce taklit etmeyen halk, örf ve adetlerini, törelerini unutmamış… Unutturmak isteyenlere de fırsat vermemiş.

Ufuktaki Umut

Yunus Emre - Mayıs 25th, 2007

Çılgınca bir hüzün kaplar semayı; avuçlar duaya açılır mahzenlerde, uhrevi dünyaya hicret başlar…
Yetim kalmış bir acının feryatlarıydı kâinatı inleten ses. Taş kesilmiş kalplerin duyamayacağı, şefkat katrelerinin yanaklardan süzüldüğü gamzelerin ise hissedeceği/yaşayacağı feryatlar…
Hayalin derinliklerinde, yüreklerin en onulmaz yaralarında bulunan korların isyan ettiği bir şehir. Ve şehrin göbeğinde tek koluyla ayakkabı boyacılığı yapmaya çalışan bir yetim. Yetimdi, öksüzdü ama dilenmeyi değil, rızkını aramayı sabırla sürdüren bir çocuktu.
Bu koca şehre nasıl geldiğini bilmiyordu. Nasıl ve nereden geldiğini hatırlayamıyor ama sanki küçükken buralara ait olmadığını anımsıyordu. Birileri tarafından şehrin göbeğine bırakıldığını biliyordu fakat o birileri kimdi?… Bildiği, kalacağı yer olarak parklar, apartmanların bodrum katları, yemek arayacağı yer olarak ise çöplüklerin olduğuydu.

İçeriği paylaş