Yûşa Irmak Külliyâtı

Yûşa Irmak Külliyâtı

Zombiler Tekrar Hortladı

Yûşa Irmak - Haziran 8th, 2008

Konumuzun iyice anlaşılması için sizlere öncelikle zombinin ne demek olduğunu anlatmak istiyorum. Esasen, Afrika'nın batı tarafının ürettiği bu kelime gerçekte bir inanış biçimidir. Birde Hollywoodun ürettiği bir zombi vardır ki işte bu tanım tamda yazacağım yazıya uygun olanıdır. O, da şudur; efendim, Hollywood zombisi oldukça kanıksadığımız bir termonoloji yani biz buna yabancı değiliz. Normal insan ölür, sonra dirilir bu yeni dirilişi önceki yaşamından daha farklı bir bilinç üzerine kuruludur. En can alıcı tarafı ise bu farklı bilinçle yeniden dirilmiş olan zombilerin şiddete, vurmaya, kırmaya, öldürmeye eğilimli olmasıdır…

Hollywood zombisi aslında bilincini yitirmiş ama hareket kabiliyetine sahip insan bedenidir. Bu tam olarak doğru değildir. Otomatik ve şiddet eğilimli hayvani türden davranışlar sergilese de, Hollywood zombisinin, amaçlı davranışlar sergilediği için belli bir bilince sahip olduğu düşünülmelidir. Fakat bu tabi ki yaşayan insanların sahip olduğu farkındalığı içermeyen bir bilinçtir. İşte bu noktadan hareketle zombiler ile günümüzün gazetecilerinin birbirleriyle ne kadar ortak noktalarının olduğunu irdelemek ilerleyen satırlarda da bununla ilişkilendireceğim bir zombi hikayesi ile de konuyu bağlamak niyetindeyim….

Günümüzde halka en çok tesir eden vasıtalardan birisi de malumunuz o ki gazete ve televizyonlardır.

Hüzün Kokulu Düşünceler

Yûşa Irmak - Ekim 22nd, 2007

Ne varlığa gerçek anlamda sevinmeli; ne de yokluk ve zorluklara gerçek anlamda üzülmelidir. Bunların tümü, sonunda kazanma veya kaybetmek olan birer sınav ve sorumluluğu olan emanettir. “De ki: ‘Mülkün gerçek sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltırsın. Her türlü iyilik Senin elindedir. Gerçekten Sen her şeye kaadirsin. ...Dilediğine de sayısız rızık verirsin.” (3/Âl-i İmrân, 26-27)
Varlık ve imkânlar da, yokluk ve zorluklar da birer imtihandır. Kişi, hidâyet üzere ise, kendisinin Allah için yaşadığını bilecek ve dönüşün ancak O’na olduğunu unutmadan tüm zorluk ve eksiltmelere sabredecektir: “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile dener, imtihan ederiz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele! O sabredenler, kendilerine bir musibet/belâ geldiği zaman: ‘Biz Allah içiniz ve biz O’na döneceğiz’ derler.” (2/Bakara, 155-156)
Dereler ve nehirler, önüne çıkan engeller veya aşırı yağışlar ile yatağını, yani istikameti bırakıp taşabiliyor ve büyük zararlara sebep olabiliyor.

İncil

Yûşa Irmak - Haziran 13th, 2007

Bir kaç dostum ile bir pazar günü İstanbul'un tarihi ve turistik yerlerini geziyoruz. Yolumuz gurbete düştü dusturundan hareketle Dolmabahçe'den yürüyerek Taksim meydanına seyir halinde arkadaşlarımız ile konuşa konuşa yolu arşınlıyoruz. Velhasıl kelam meşhur İstiklal caddesi... Daha ilk adımımızı atar atmaz isminin mehmet olduğunu öğrendiğimiz Ermeni asıllı hıristiyan dinine mensup bir gençin yanı başında bulunan koli içerisinde bize incil uzatması ile muhatap oluyoruz.
– Bu nedir Mehmet?
– Efendim bu İncil, Hristiyan dininin kutsal kitabı?
Bu zamana kadar çok defa elime geçmesine rağmen bir türlü okuyamadığım İncil hakkında artık fikir edinmek gerektiği kanısına vardım.
– Ne kadar belge var ise ver Mehmet. Yani kutunda ne var ise bana lazım olacak onların hepsini bir poşettin içine koyup bana verebilirmisin?
– Şaşkın bir edayla hemen Cd, kitap ve broşürlerin hepsini nazik ve kibarca bir poşette koyup eminim bu kitapta aradığınız şeyleri bulacaksınız efendim.
Teşekkür ederek bizde poşetimizi alıp ve arkadaştan ayrıldık...

İçeriği paylaş