Edip Ozan Karaoğlu Külliyâtı
Tarihin Karadeliği: İntihar
Edip Ozan Karaoğlu - Ağustos 8th, 2008
[yurdumsun ey uçurum]
Bazı kelimeler kolay telaffuz edilmezler. Özellikle kaçınır bazı şeyler hakkında konuşmaktan insan nesli. Adı anıldığında ortaya çıkacağından şüphelenilen korkulardır bunlar. En önemlisi, en kayda değeri, en çok kokulanı; hayatı kaybetme yollarından biri: intihar..
Dokuz yaşında idim bu kelimeyi ilk hissettiğimde. Biliyordum daha önceleri de, duyuyordum. Aşk filmlerinde sıkça telaffuz edilen bir kelime idi; intihar. –beni terk edersen kendimi öldürürüm- Kelimeyi anlamlandırmaya ve sorgulamaya başlamam gazetede genç bir kızın intihar ettiği haberini okumam ile başladı. Sebebini hatırlamadığım bu olayla birlikte girdi hayatıma intihar düşüncesi.
Karası Çalınan
Edip Ozan Karaoğlu - Ağustos 8th, 2008
“Malcolm X'e"
nasıl anlatılır
kavga verirken güzelleşmek
öfkeyle sıkılmışken yumruk
okşamak bir çocuk çenesini sevgiyle
karaydın öfken ve kaderin kadar
kimseden bir haber gelmedi
kimse seslenmedi uzaktan, aşikâr
vardın ve bu yeterdi kanamak için
Sair
Edip Ozan Karaoğlu - Nisan 2nd, 2008
said aydın’a..
“ölenlerin adını unutma”
Şurada bir dize duruyor. Çok önce yazmışım gibi, seni hiç gitmemişsin gibi duruyor.
Sen hiç gitmemiş ol. Bu dizenin adı olsun bu: sen hiç gitmemiş ol. Bir ada sahip tek dize bu olsun. Üzümün ve ekmeğin ve erguvan kokusunun da ayrı ayrı ve sadece bizim bildiğimiz adları olsun.
Atonal melodilerimiz olsun. Bizim şarkımız hep aksak olsun. Sen daha şarkı başlamadan ağla, ben hayret edeyim güneşin her gün doğuyor olmasına. Ben henüz kovulmamış olayım.
Ne Oluyoruz?
Edip Ozan Karaoğlu - Ocak 17th, 2008
Fırtına bir türlü durulmuyor. Pkk saldırıyor, asker saldırıyor, insanlar ölüyor. Mesele hiçbir yere gitmiyor. Gencecik insanlar ölüyor sadece. Anneleri anadillerinde ağıt yakıyor. 90’lı yılların ortalarına doğru şiddetlenen çatışmalarda sıkça gördüğümüz sahneler bugünlerde tekrarlanıyor. Demek ki o günden beri hiçbir gelişme kaydedememişiz.
Diyarbakır’da yaşanan patlamanın ardından zaten sıcak olan gündem kor haline geldi. Yine ağıtlar ve hiçbir derde deva olmayan söylemler..
Farkında mısınız bu saldırılar yaşama şeklimizi değiştirmeye başladı. Eskiden beri sayıları az diye görmezden geldiğimiz şovenistler artık daha kalabalık bir grup ve daha gür seslerle ülkede birlikte yaşayan halkların arasına nifak tohumları serpmeye çalışıyorlar.
İşaretlenmiş Takvim Yaprakları 4
Edip Ozan Karaoğlu - Kasım 6th, 2007
I.
noktayı unuttum sandım. unuttuğumu sandığım sakîl, sanrı değilmiş. tanrı değilmiş yaşamama sebep. ben en çok burada yanıldım.
eski bir film var. sessiz. unutmuşum mikrofonu açmayı. eski bir mektup var, kapı aralığından bırakılmış. bir tutam zülüf içinde. biraz kahır biraz öykünme. geleceğim diye bir ses var. tutuşan ve bırakmayan, tutuşan ve bütün azalarıyla pencereden bakma isteği uyandıran bir gece var. sanrı değilmiş, çok sonra anladım.
haksızlık ettiğim de yok hiçbir şeye. üstüm başım kan içindeyken de kurmuştum bu cümleyi; kendime haksızlık etmiyorum.
kimseyi dağlanmış saymıyorum. en çok gözlerine bakıyorum herkesin. en çok ne söylemediğine bakıyorum. -ne söylemediyseniz yakanızdadır ellerim.-
noktayı unuttuğumu sandım bindokzyüzdoksanbeşyılınınkasımayıydı. yağmurlubirgüniçinsöylenecekcümleler tasarlıyordum. öyle bir şey ki anlatılmaz diyordum, öyle bir şey ki benden değil. şu göğe ne diye bakıyorum sanki?
İslam'ın Altıncı Şartı: Mücadele
Edip Ozan Karaoğlu - Ekim 17th, 2007
Herkes oturmuş bekliyor. Bu vazgeçişin nereye varacağına dair kimsenin bir fikri yok. Herkesin bu noktaya nasıl gelindiğine dair bir çok fikri var. Herkesin düştüğümüz bu bataktan nasıl kurtulacağımıza dair fikri var. Ama herkes oturmuş bekliyor. Kimi mehdiyi bekliyor, kimi ise kendisine düşen sorumluluğu başkalarının yüklenmesini. Kimi ne yapabilirim ki diyor kimi ne yapılabilir ki. Bunu açıksözlülükle söyleyebiliriz ki yenildik.
Bütün bu yılgınlığın, yenilmişliğin, umutsuzluğun içinde en azından umut etmeyi yitirmemek için çalışanların imdadına yetişen birileri var. Ne olursa olsun mücadele etmeyi bırakmamış ve zafer de kazanılabileceğini bize göstermiş olan birkaç adam. Geçtiğimiz yüzyılda işte bu adamların en kayda değeri idi Aliya “Bilge Kral” İzzetbegoviç.
İşaretlenmiş Takvim Yaprakları 3
Edip Ozan Karaoğlu - Eylül 13th, 2007
I.
[bir kuş çiz yavrum yüzüme gözyaşınla/bir kuş tel kirpiklerin kanat olsun/bir kuş çırpınan kalbi dudağımda/bir kuş yavrum sıcaklığın beni bulsun/bahar gelmiş balam benim/bahar gelmiş dayanmış/dalda yaprak bebeciğim/suda köpük uyanmış/kuzulara özenmiş kızım benim/körpe sesler dinlenmiş/ay ışığında yanmış yavrucuğum/onun için beyazmış]
kimin gözü değdi cismine de kan revan içinde kaldın paramparça. kime çok geldi karaltın. neye fedâ edildin böyle.
nereye yaslansam şimdi, nereye döksem içimin küllerini. kim taşır göğsümdeki mahşeri. /nuh'a haber eyleyim de gelsin de tufan görsün/
insan denilen bu etten/kemikten yanılgının hiç mi merhamet sabahları olmaz. hiç mi durmaz bu acıtma hissi. biz ne zaman böyle yanmaya doğduk. ne zaman seğirdi tenimize güneş de sevdik karanlıkta oturmayı.
İşaretlenmiş Takvim Yaprakları 2
Edip Ozan Karaoğlu - Ağustos 16th, 2007
I.
dışarda yağmur. içerisi yalnızlık. sokaklar ortadan kalkmadı hâlâ. gözlerimi -yeşil olanları- okyanusun vahşetine terk ettiğimden beri yalnız yürümeye de alıştım. büyük kentler gördüğüm zamanların şaşkınlığı da yok artık.
kitaplar sıralanmış, odada aynı koku, perdeler sıkı sıkı kapalı. beklemek tanığıdır insan olmanın. [geceler uzun ve yalnız] haylamıyor evet hiçbir şey. /kırılan putların yerine yenilerini koyan kim/
ömrümün ne kadarını yaşadım bilmiyorum. daha ne kadar bu sığlığa karışmaktan kendimi alıkoymaya yetecek gücüm, bilmiyorum. insanlardan, insanların sahte yüzlerinden, yeminlerinden sıkıldım. bu oyunun parçası olmadıklarını gözüme sokmaya çalışırken içten içe oynadıkları oyunlarından sıkıldım. nâdan kucaklaşmalarından sıkıldım. acı çekiyormuş gibi yapışlarından sıkıldım. hiçbiri gözlerimi -yeşil olanları- bıraktığım yerde değiller. orda olmaya cesaret edemezler. hiçbiri heder olmayı göze olamaz. [her biri uzak bir beldeden geldi/sanılsın istiyor yosmalar/böylece saygın fahişeler/arasına katışacaklar] katışamayacaklar ama hayatıma.
yalnızım. gözlerimi -kahverengi olanları- toprağa çevirdim. /aşklarım, inançlarım işgâl altındadır/tabutumun üstünde zar atıyorlar/cebimdeki adreslerden umut kalmamıştır/



