Gül Doğan Külliyâtı

Gül Doğan Külliyâtı

Doğduğum Yer - Mersin - Burada Her Şey Sıcak

Gül Doğan - Şubat 11th, 2008

"Yeni bir ülke bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir" diyor Konstantin Kavafis.

Herkesin arkasından gelen bir şehir var mıdır bilmem ama Mersin'den ayrılanların ardındaki denizi biliyorum. Biliyorum, çünkü o denizin sesini hâlâ duyuyorum.
İstanbul... Hani o bütün betimlemelerin az kaldığı kocaman şehir. Şiirin şehri... Buraya gelirken bu tılsımla öylesine doluydum ki güneyden ayrılmak neredeyse hiç üzmedi beni. Evet, biliyordum ki özleyeceğim çokça, çünkü biliyordum ki güney hep çok başka bir mavi ve ben o mavinin Mersin tonunun sıkı bir seyircisiyim. Ama düşündüm ki, gittiğim yer: deli İstanbul! Unutturmasa da oyalayacak kadar güzel, o denli çekici, o kadar hin...

Hatır Belası

Gül Doğan - Ocak 14th, 2008

Televizyonlar ve bilgisayarlar çalışıyor, kafamın içinde hep aynı mekanik sesler dönüp duruyor, radyolarda djler aşk şarkıları çalıyorlar hâlâ, minübüs şöförleri her zaman olduğu gibi çok korkusuz, insanlar işe gidiyorlar her sabah, insanlar facebooktan ilkokul arkadaşlarını arıyorlar, insanlar haberleri izleyip çay içiyorlar, saçlarını yaptırıp yasal kumarla şanslarını deniyorlar, kedilerini besleyip komşularıyla kavga ediyorlar, ahkâm kesiyorlar, reklamları izliyor, satın alıyorlar, satıyorlar, yargılıyorlar, cezalandırıyorlar, galeyana geliyorlar, konuşuyorlar, konuşuyorlar, ve fakat hiç dinlemiyorlar.
Kimileri yazılarını yarıştırıyor, televizyon gösterilerinde insanlar yeteneklerini yarıştırıyorlar, kimi “büyük adam”lar paralarıyla satın alabilecekleri şeyleri yarıştırıyorlar, okullarda çocuklar öğretmenlerinden aldıkları yıldızları yarıştırıyorlar.

Korkuyla Süslenmiş Modern Zamanlar

Gül Doğan - Aralık 31st, 2007

Görkemli plazaların, kocaman asansörlerin, kocaman asansörlü çok katlı yapıların kıyısında gecekondu mahallelerinin, susuz tarlaların, çiçeksiz bahçelerin, trafik ışıklarının, egzoz kokusunun, lüks arabaların, tıklım tıkış belediye otobüslerinin, arama motorlarının, elektronik postaların, sırası olmayan okulların, çatısı olmayan evlerin, sıcak-kurak yazların, yağmurlu-ölümlü kışların, bilboardların, üçüncü sayfa haberlerinin, arka sayfa güzellerinin, ekonomik çıkmazların, küresel ısınmanın, küreselleşmenin, ihanetlerin, korkunun, silahların, tıkalı yolların, açık yolsuzlukların, depremlerin, parfüm kokularının, topuklu ayakkabı seslerinin, gözyaşlarının, biber gazlarının, nemlendiricilerin, yıldız yaratma yarışmalarının, tacizlerin, gözdağının, sahte samimiyetin, yalanların, ahmak ıslatanların arasında...

Kitlesel Yalnızlık Şubesi: Facebook

Gül Doğan - Ocak 27th, 2008

“Şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin
Kaypak ilgilerin insanı, zarif ihanetlerin...”
-İsmet Özel-

Her sabah daha bir yalnız kalkıyor insan artık yatağından. Ve her gün yeni zırvalarla dolduruyor yalnızlığını. Adına medeniyet diyoruz, geçip gidiyoruz.
Medeniyet bize her gün yeni oyuncaklar sunuyor. Öyle rastgele oyuncaklar da değil üstelik, günbegün açılan yaralarımızı kaşıyan süslü oyuncaklar. Etrafımızdaki binalar yükselir, caddeler kalabalıklaşırken küçülen egolarımızı şişiren oyuncaklar...
İnternet bu oyuncaklar için biçilmiş bir kaftan. Chat kanallarıydı, arkadaşlık siteleriydi, itiraf sayfalarıydı, online günlüklerdi derken, yeni “trend” facebook oldu.

İçeriği paylaş