Duyuru

Açık Sayfa Dergisi'nin Yeni Sayısı Çıktı

Seçtiği ilgi çekici konu başlıklarıyla dergicilik dünyamıza yeni bir ses, yeni bir soluk kazandıran Açık Sayfa, son sayısında “Ya Kapital İman, Ya İnadına İnsan” başlığını kapağına taşımış. M.Sait Aytekin’in kaleme aldığı kapak yazısında kapitalizmin şeytanın insanlar için öngördüğü sistemin adı olduğu vurgulanarak, ‘inadına insan’ diyenlerin yalnızlığına işaret ediliyor. Necip Cengil’in kaleminden çıkan “Ahlâkın Ölümü” başlıklı yazıda ise, hayatımızı kuşatan birçok alanda ‘ahlâkın ölümüne’ şahitlik edildiği ve bu şekilde insanın kendisini yok edecek tuzakları kendi elleriyle hazırladığına dair görüşler ileri sürülüyor. Derginin sürekli yazarlarından Mehmet Çelen de bu sayıdaki yazısında, Ak Parti hükümeti döneminde hazırlanan ‘sivil anayasa’ çalışmalarına yönelik darbe girişimlerine dikkati çekerek, derinden büyük bir mücadelenin sürdüğüne ve şimdilik kimin kazanacağının belli olmadığına değiniyor. Araştırmacı-yazar Ebubekir Aytekin’in, başörtüsünü dinî, hukukî ve insan hakları açısından incelemeye tâbi tuttuğu genişçe bir özet halindeki yazısı da oldukça çarpıcı tespitler içeriyor. Açık Sayfa Dergisi’nin Mayıs-Haziran sayısındaki öne çıkan diğer yazarlar ve yazı başlıkları ise şunlar: H.Süha Ölçer “Yurdumun Ergeneconları Birleşin Gayri!”, Nihal İlimen “Hicret Yalnızca Terketmek midir?”, Ramazan Kuş “Karanlıklarda Bir Kandil Olmak”, Yusuf Türkmen “Ne Dersiniz?”, M.Bilal Emre “Sevgi Paylaşımına İtiraz!”, A.Vahap Varol “Sağırlar da Anlasın”, Ayşegül Genç “Şeytan Şimdi Oturum Açtı”, Ortaç Atalay “Güncemdekiler”, Adil Akkoyunlu “Kanaryanın Ölümü/fabl” ve Ahmet Özcan “Şeb-i Arus”…

İLETİŞİM İÇİN TEL&FAKS: 0 (422) 324 08 08
ELEKTRONİK POSTA: aciksayfa@hotmail.com

Ay Vakti 90. Sayı: Yahya Kemal ve Kar

90. Sayısıyla sekizinci yaşını dolduran Ay Vakti dergisinin Mart sayısı çıktı.

Derginin bu sayısında Saadettin Öktem, Nurettin Durman, Necmettin Evci, Eyüp Azlal, Muhammed Nur Doğan, Alim Yıldız, Selami Şimşek, Naz Ferniba, Oğuz Elbaş, Necla Ceylan, Adem Turan, Yunus Emre Tozal, Ayşegül Tulû, Şeref Akbaba, Yeprem Türk, İsmail Bingöl, Lokman Traş, Bülent Gündoğan, Yavuz Ertürk, Behçet Yani, Hayati Koca, Üzeyir Süğümlü, Coşkun Ege ve Şiraze imzalarını görüyoruz.

Giriş yazısında Elif duruşların sükût çığlıklarını işitmeye, fehmetmeye davet eden Ay Vakti “Tamam, işte şimdi, durmanın tam zamanı. Durup bakmalı sizin tarafa doğru. Şehir orada, siz o şehrin içinde, yan komşu kilim silkelerken balkondan, bahçede bir kedi aranırken, çiçeğe durmak üzere olan ağaçlar rüzgârı dolamış da boynuna üşürken... Durmalı ve az biraz çiziktirmeli yüzeysel ancak; eskiz... Aylardan Mart olunca, Haşim tavrıyla bakmak zarureti üzerimizde olanca şiddetiyle... Lâkin;
Hayır, bu hâl uzun süremez, sen yakındasın;
Hâlâ dağılmayan bu sisin arkasındasın. ¹
Demeli ve hayata dair ne varsa okumalı yeniden...” Girişiyle sis içinde kaybolan bizleri yeniden kendimizi bulmaya çağırıyor.

Ay Vakti ekibi bu sayısını Yahya Kemal ve Kar ağırlıklı bir sayı hazırlamış. Eyüp Azlal, Yahya Kemal’in Şairleri başlıklı denemesinde, Fransız sembolistlerin yapıtlarına yakınlık duyan Yahya Kemal’in "Gerçi Hugo'yu iyi anlıyordum, gerçi Gautier'yi ve De Banville'i iyi anlıyordum, gerçi Baudelaire ve Verlaine'i sıtmalı bir ibtilâ ile seviyordum, gerçi şahsî şairliğin en son numuneleri olan Maeterlinck, Verhaeren gibi şiirleri yakından biliyordum, lâkin zevkim, bütün bu şairlere nispetle çok geri sayılan Jose Maria de Heredia'nın şiiri üzerinde durmuştu"² söylediğini belirtir. Ardından “Bu dönem Parnas ve sembolist deruni musikisi ile karşı karşıya kaldı. Fransız şairler Ronsard, Du Bellay’den başlayarak Andre Chenier’den en yeni sembolist şairlere kadar şiir zevkini olgunlaştırdı. Ayrıca bunlardan Klasik Yunan şiirinin doğrudan doğruya Fransızcaya kabul ettiğini inceler. Bu durum bir süre sonra Yahya Kemal’de şöyle bir değişikliğe sebep oldu. Yıllarca Arap ve Acem şiirinin etkisinde kalan Türk şiirinin bu esirlerden kurtularak Latin ve Yunan edebi terbiyesine bağlamak idi” tespitinde bulunur.

Necmettin Evci “Ona Göre Öksüzlük Köksüzlüktü” adlı denemesinde Tanpınar’ın "O kaçış kapıları arayan değil eve dönen adamdır" tespitinden yola çıkarak Yahya Kemal’i tarif eder: “O belki ileri düzeyde bir fikir adamı değildi ama ruhu bin küsur yıllık tarihin özlemiyle yanıp tutuşan bir gönül, aşk ve vecd adamıydı. O'na göre bugünümüzü tarihimizle, tarihimizi de günümüzle yaşamak gerekmektedir. Geçmiş ve gelecek birbirinden kopuk süreçler değildir, olmamalıdır. Bu kopukluk ancak kesif bir ruh bulanıklığıyla, şiddetli zihin kaymasıyla mümkün olabilir. O zaman da ışığı, aydınlığı ve aşkı sönmüş idealsiz bir yaşam sürersiniz. Zamanın aydın geçinenleri işte böyle çürümüş ruhların sahibi olarak milli şuuru yükseltecek aşk ve kudretten yoksundur. Yahya Kemal bu hassasiyeti bütün bir hayatının aksına yerleştirmiş bir şairdir. Aziz İstanbul'unda anlattığı bir anısı bile bu hassasiyetinin ölçüsünü ve dönemin aydınlarının duygu ve düşünce fukaralığını anlatmaya yeter.”

Saadettin Öktem Yahya Kemal’i kadim medeniyetimizin, İslam Medeniyeti’nin Osmanlı yorumcu şairi olarak görür ve İstanbul imgesi üzerinde durur:
“Onu tavsif etmek için kullanılan İstanbul imgesi ise bu yorumun son beş yüz yılda tecelli ve temerküz ettiği şehirdir. Kadim medeniyetimizin özü ve ruhu bu şehirde son yüzyıldaki bütün örselemelere rağmen hâlâ yaşamakta ve gözlemlenebilmektedir. Şairin üç tane büyük şiiri olan “Süleymaniye’de Bayram Sabahı”, “Kocamustafapaşa” ve “Selimnâme” kadim medeniyetimizi hülasa eyler.”
İstanbul’un Yahya Kemal için öz ve özgün medeniyetimizin simgesel şehri olduğunu belirtirken Saadettin Öktem, Yahya Kemal’in gayp yoluna tasavvufla ulaştığını belirtir:
“Yahya Kemal’in Osmanlı medeniyet yorumu üzerindeki son durağı gayb âlemine giden yolu gösteren tasavvuftur. Bu vadideki şiirlerinde o, dış dünyadan olabildiğince soyutlanış bir âleme doğru yelken açar. Fert ve nizamı âlem, Musiki, vatan ve tarih, hatta İstanbul üzerlerinde gereği kadar durulduktan sonra artık geride kalmışlardır. Şimdi Yahya Kemal tek başına kaderle yüzleşmekte ve varlığın değişmez sorularıyla baş başa bulunmaktadır. “Mehlika Sultan”, “Baki’nin Gazelini Taştir”, “Söyler” ve “Hazan Gazeli” bu deruni macerada onun gönlüne akseden ve bu dünyaya ait olmayan parıltılardır. Tasavvuf sahasında Yahya Kemal’in yorumunu aşağıdaki beyit ile hülasa ederek konuyu sonlandırmayı seçiyoruz.
Ehl-i akl anlamaz efsus lisan-ı dilden
Zanneder âşık-ı divane muamma söyler
Yahya Kemal’in şiirleri elbette bu aldıklarımızla sınırlı değildir, lakin biz onun şiir dünyasından o coşkun ve engin ummandan kendi ihatamız ölçüsünde ve nasibimiz kadarını aldık. Diğer bir deyişle o çeşmeden destimizin alabildiği kadarıyla nasibdâr olmaya çalıştık.”

Kar: Dua Toplayan Berfinler

Yahya Kemal’in “Kar Musikileri” adlı şiiri Ay Vakti’nin sayfalarında okuyabilirsiniz.

Şeref Akbaba “Otuz Yıl Sonra Açılan Sandık” isimli denemesinde karın yağmasıyla hayatın akışına bırakıyor cümlelerini: Göl yerinde her zaman su bulunur. Su varsa ihya vardır, su varsa yeniden vücud bulacaktır her şey. Zemzem... Onun hakikatle olan ilintisini bir anlatsam ya da siz bir gidip görseniz. Anlatmak istediğim o zaten… Sıkıntı bizdeki, içimizdeki yabancılaşma, hayranlık…”

Ay Vakti’nin genç yazarlarından Yunus Emre Tozal “Dualarına Kar Yağan Çocuk” adlı denemesinde “Sizin hiç dualarınıza kar yağdı mı?...” diye soruyor ve küçükken kar yağdığında şahit olduğu duygularını şu cümlelerle ifade ediyor: “Kar yağar, sıcak çorbalarımızı içerek, karın bizlere getirdiği tadına doyulmaz muhabbetiyle yüreğimizdeki kara noktaları; günahları temizlemeye çaba gösterirdik Büyüklerimiz yatmadan önce pencereden bakarak yaptıkları sesli dualarında, yüreklerimize kar yağmasını dilerdi. Biz çocuk olsak da anlardık yüreğimize kar yağmanın ne olduğunu...”

Ay Vakti’nin diğer bir genç yazarı Ayşegül Tulû “Aşka Yağan Kar” isimli denemesinde, karı dokundukları yeri beyaza çalan birer dua olarak ifade edip ilahi aşka adanmayı sükûta erdiriyor: “Güneşe takılmıştı incelerden ince bir tane, onun cemali parlak gelmişti. İnanmıştı sihirli masala, kanmıştı bu geçici varlığa. Bakakalmış kaptırmıştı gönlünü batıp gidene. Lakin dayanamamıştı, bir raksı eritmişti yüreğini, yağmur olmuş, gözlere düşmüştü. Leyla’dan Mevla’ya geçmişti belki de. Aşkıydı sebep, ezeli bedene ebedi canın sığmaması. Cemali müşahede bedel ödemekti.”

Ay Vakti 90. sayısında, Necla Ceylan’ın şair ve eğitimci “Oğuz Elbaş ile Sanal Müze” üzerine yaptığı güzel bir söyleşi özgün sayfasında yerini almış.

Ayrıca Nurettin Durman’ın “Ama Şu Kuş aklımdan Çıkmadı” adlı denemesini, Adem Turan’ın “Bahar Düşleri – 1” adlı denemesini, Bülent Gündoğan’ın “Sadeleştirilmiş Aşk” denemesini, Coşkun Ege’nin “Okuryazar” adlı denemesini, İsmail Bingöl’ün “Ya bir Hikâyen Olsun Ya Da Bir Hikâye Oluştur” adlı denemesini ve Lokman Tıraş’ın “Kelime” adlı denemesini okuyabilirsiniz.

Selami Şimşek’in “Günahkâr Bir Boyun Büker ki” başlıklı şiiri, Yavuz Ertürk’ün “Ağır Kara” başlıklı şiiri, Yeprem Türk’ün “Sevgiliye Son Sağnak” başlıklı şiiri, Muhammet Nur Doğan’ın Fuzuli’nin Mersiye-i İmam Hüseyn’ini serbest nazımla söyleyişi şiir okuyucularını bekliyor.

Yine bu sayıda Alim Yıldız’ın “Allah’ın Güzel İsimleri: Esmâ- ı Hüsnâ” adlı çalışmasını, Behçet Yani’nin “Sürgün Ülkeden Gül Kokusuna Uzanmak” başlıklı Sezai Karakoç’un “Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine” adlı kitabına dair tahlilleri, Hayati Koca’nın “Anayurt Oteli’nin Zebercet’i veya Karamsar Bir Tip Tahlili” başlıklı Yusuf Atılgan’ın “Anayurt Oteli” kitabına dair tahlillerini okuyabilirsiniz…

Naz Ferniba’nın “Beklemek” adlı hikâyesi, Üzeyir Söğümlü’nün “Rüzgâr” adlı öyküsü ve Şiraze’nin “Saklı Mektuplar... XXXVIII” başlıklı mektubunu Ay Vakti sayfalarında bulabilirsiniz…

Cemil Meriç' in hoş ifadesiyle "Hür tefekkürün kalesi" olmaya çalışan Ay vakti' ne nice yıllar dileğiyle…

1-) Yahya Kemal
2-) http://ansiklopedi.turkcebilgi.com

www.ayvakti.net
ayvakti@gmail.com

Açıksayfa Dergisi'nin 8. Sayısı Çıktı

Malatya merkezli olup iki ayda bir yayımlanan Açık Sayfa Dergisi, 8. sayısında yine dopdolu bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Derginin Yayın Yönetmeni M. Sait Aytekin’in kaleme aldığı ve kapaktan verilen “Nefislerine Ümmet Olanlar” başlıklı yazı, özellikle günümüz Müslümanlarının içerisine düştüğü/düşürüldüğü zilletî duruma âtıflarda bulunarak, sahiden Allah’a kul ve O’nun peygamberine ümmet olup olmadığımızı teşrih masasına yatırıyor. Açık Sayfa Dergisi’nde “ezber bozan” muhalif yazılarıyla tanıdığımız Hüseyin Sarıgül, bundan önceki sayıda ele aldığı “Kürt Sorunu” hakkındaki görüşlerini bu sayıda da dile getiriyor. “Kürt Sorunu Etrafında Bir Vicdan Muhasebesi” başlığını koyduğu yazısında Hüseyin Sarıgül, bu konu etrafında cereyan eden tartışmaların “turnusol görevi” gördüğünü belirterek, Kürt Sorunu’nun ya hak ve çıkar ayrımına yeterince varamayan bir zihinsel karmaşaya veya taktik/stratejik kurnazlıklara feda edilebildiğine değiniyor. Nihal İlimen’in kaleme aldığı “Başörtüsü ve Özgürlük Çabası” başlıklı yazıda ise, özellikle üniversitelerde baş gösteren başörtüsü meselesi üzerinden gelişen özgürlük çabalarına değinilerek, zorba ve yasakçı güçlere karşı tüm alanlardaki hukukî mücadeleyi sonuna kadar sürdürmemiz gerektiği hatırlatılıyor. Derginin velûd yazarlarından Mehmet Çelen, “Bir Âlim ve Hareket Adamı: Said Ertürk” başlıklı yazısında, Malatya’daki ilim havzasına katıldıktan sonra tevhidî düşünceye sahip birçok insanın yetişmesinde emeği geçen ve 1990 yılında kaybettiğimiz Said Ertürk Hoca’nın hayatından kesitler sunuyor. Açık Sayfa Dergisi’nin Mart-Nisan sayısında öne çıkan diğer yazarlar ve yazıları ise şöyle: Mustafa Altunkaya “Molla Said’i Anlamak-II”, Hıfzı Süha Ölçer “Demokrasi Piş Ağzımıza Düş”, Mahmut Balcı “Bölge Barışının Formülü: İslâm Kardeşliğidir”, Ramazan Kuş “İnsanda Bir Gezinti”, Dr. Mehmet Yolcu “Sevgiyi Derinleştirme ve Olgunlaştırma Eğilimi Üzerine” A.Vahap Varol “Tesettür”, Yusuf Türkmen “Sorunlarımızdan Biri Dünyevîleşme” ve Ahmet Özcan “Bilinçaltı”…

İLETİŞİM İÇİN TEL&FAKS: 0 (422) 324 08 08
ELEKTRONİK POSTA: aciksayfa@hotmail.com

Bin Safahat Grubu

Türkiye'nin her tarafında Safahat okuyoruz arkadaşlar!
Üniversitelerin dine mesafe koymaya çalıştığı bir zamanda Safahat okumayacağız da ne okuyacağız.

Üniversiteli arkadaşların öncülüğünde Safahat okuma grupları oluşturyoruz.
Grubunuz iki kişiden de oluşabilir, kırk kişiden de!
İster bangır bangır okursun, ister hafif sesle.
İster kampüste oku, ister yurtta, ister camide, ister evde!
Haftada bir onbeş dakika Safahat okuyoruz.
Bazı arkadaşlar her sabah namazı sonrası okuyor.
Akif'in bir müddet bulunduğu Mısır'da,
Doğduğu Kosova sınırlarındaki İpek şehrinde,
çocukluğunun geçtiği Fatih Sarıgüzel mahallesinde,
milletvekili olarak bulunduğu TBMM'de,
Liseyi okuduğu Halkalı'da,
destan şiirine ilham veren Çanakkale'de,
ve bir süre bulunduğu Berlin'de Safahat okuma grupları oluştu. Sen de bir grup oluştur. Safahat'ı okumaya başla... ve sabırla bitir..

http://www.binsafahat.com/

Kurtuba Dergisi'nin 26. Sayısı Yayında

İnternet üzerinde haftalık olarak yayın hayatını sürdüren Kurtuba Edebiyat Kültür ve Sanat Dergisi'nin 26. Sayısı çıktı. Derginin bu sayısında 21 Şubat 1965 tarihinde şehit edilen Malcolm X hakkında hazırlanan dosya yekün teşkil ederken, Habervaktim.com Haber Müdürü Fatih Mutlu ile Malcolm X eksenin gerçekleştirilen söyleşi okuyucularını bekliyor. Ayrıca Malcolm X merkezli olarak yazılan, Muhammed Dudayeva'nın "Hadi Doğdun De" ismli şiiri ve Fatih Mutlu'nun "Malcolm’la Kıtalararası -Kalplercivarı- Sohbet" adlı kısa öyküsü 26. sayının ürünleri arasında bulunuyor.

Dergide yine bir şubat ayında Fatih Camii Avlusunda şehit edilen Metin Yüksel'in hayatından kesitlerin sunulduğu ve Suphi Giz tarafından hazırlanan dosya dikkat çekiyor. Filistin'deki son gelişmeleri Konyalı Müslümanlarla paylaşmak ve Filistin bilincini yükseltmek amacıyla İHH İnsani Yardım Vakfı ve Konya Ay-Der İnsani Yardım Derneği'nin Konya'da ortaklaşa düzenledikleri Filistin gecesinden notların yer aldığı etkinlik yazısı da dergide bu hafta öne çıkıyor.

Açık Sayfa'nın Yeni Sayısı Çıktı

Gündemin hızla aktığı Türkiye’de, Anadolu’nun bağrından; hür düşüncenin kalesi Malatya’dan anlamlı mesajlar vererek yoluna devam eden Açık Sayfa Dergisi, her sayısında olduğu gibi yine dikkat çekici konu başlıklarıyla okuyucusunun karşısına çıkıyor. İki ayda bir yayımlanan Açık Sayfa’nın 2008 yılı Ocak-Şubat sayısında, M.Sait Aytekin’in kaleme aldığı “Beşer Olma Çizgisinden, İnsan Olma Erdemine” başlıklı yazısı yine kapak konusu olarak seçilmiş. M. Sait Aytekin söz konusu yazısında; İslâm’ın, beşer sıfatını taşıyan insanı, Allah’ın Ahsen-i takvîm olarak yarattığı insanlık çizgisine yücelttiğine değinirken, özellikle günümüzde cereyan eden zulmün egemenliğine karşı mü’mince bir duruş sergilenmesi gerektiğine işaret ediyor. Derginin ilgiyle takib edilen yazarları arasında bulunan Hüseyin Sarıgül ise, “İslâmi Açıdan Kürt Sorunu” başlıklı yazısında, Türkiyeli Müslümanların bugüne kadar zihinlerinde bir türlü netleştiremedikleri önemli bir konuyu işleyerek, kendine has üslûbuyla sahici ve birleştirici bir perspektif sunuyor. Açık Sayfa Dergisi’nin son sayısında öne çıkan diğer bir yazı ise, Mustafa Altunkaya’nın imzasını taşıyor… “İslâmi Muhalefetin Entegrasyonu ve Nurslu Molla Said’i Anlamak” başlıklı yazısında Mustafa Altunkaya; Türkiye’de İslâmcılığın geçirdiği sürece fevkalâde katkılar sağlayan hak ve hakikat önderi Bediüzzaman Said Nursî ‘nin hayatı ve mücadeleci kişiliğine dair son derece çarpıcı notlar düşüyor. Derginin sürekli yazarlarından Mehmet Çelen ise, “Başörtüsü Gerçeği” başlıklı yazısında, Türkiye’de adeta bir insanlık dramına dönüşen başörtüsü meselesi üzerine yapılmış geniş çaplı bir anket çalışmasının sonuçları hakkında bazı değerlendirmelerde bulunuyor.

Zemheri Edebiyat Dergisi 4. Sayısıyla Yayında

İlk merhabamızın sıcaklığı ile…

Zemheri Edebiyat meşakkatli ve yorucu bir sürecin arkasından yeniden dopdolu bir sayı ile sizlerle buluştu. Edebiyatın kolaycılığı sevmeyen tarafına sığınarak zor şartlarda okuru ile buluşan dergimiz, her sayısında zevkle değil; üzerinde durulacak, başa döne döne okunacak, kendi alanında en güzeli okuruna sunmanın tüm imkanlarını kullanarak yeni bir sayı hazırlamıştır.

Bu sayımızın şairleri:Zemheri Edebiyat için son şiirini gönderen dünyaca ünlü şair-ressam Aisha K. Razem, besteci şair Yelda Karataş, , Konsept Danışmanımız Emre Şimşek, Mehmet Türkmen A. Uğur Olgar ve Said Ercan.

Açık Sayfa Dergisi'nin 6. Sayısı Çıktı

Taşrada yayımlanıyor olmasına rağmen hem içerik hem de görüntü itibariyle “merkez” dergisi olma hüviyetini elde eden Açık Sayfa, Kasım-Aralık sayısında da yine gündeme ilişkin çarpıcı konu başlıklarıyla okuyucusunun karşısına çıkıyor. Derginin sürekli yazarlarından M.Sait Aytekin’in kaleme aldığı ve kapaktan verilen “Benleşirsen Severim Seni” başlıklı yazıda; bir toplumdaki farklı dil, din, mezhep, kültür ve hayat tarzlarına sahip insanların birbirlerine karşı sevgi ve anlayış içerisinde olmaları gerektiğine vurgu yapılarak, “Birini seviyorsak onu olduğu gibi kabul etmeli ve onun bizden farklı bir kişilik olduğunu bilmeliyiz. Bir insana ‘bana benzediğin oranda seni seveceğim’ deksek, bu gerçek anlamda bir sevgi olmaz. ‘Benleşirsen severim seni’ sözü şarta bağlanmış bir sevgidir. Şart ortadan kalktığında sevgi de ortadan kalkar.” ifadelerine yer veriliyor. Söz konusu yazıda, birlikte ve farklı yaşama bilincine sahip toplumların kolay kolay yıkılamayacağına dair vurgu da yapılarak, son günlerde birdenbire alevlenen Güneydoğu’daki terör hadisesinin arka planında kültürel/etnik dayatma olduğu görüşü dile getiriliyor.

Sühan Dergisi'nin Sivas Özel Sayısı Çıktı

Edebiyat dergiciliği sahasında kendine yeni bir kulvar açarak beş yıldır yoluna devam eden Sühan, “Sivas” özel sayısıyla okuyucusunun huzuruna çıktı. Hüseyin Kaya editörlüğünde, üst üste çıkardığı özel sayılarla, dergicilikte kendi tarzını yerleştiren Sühan, yayın merkezi olan şehre dair de bir özel sayı yapmış oldu. Dergi daha önce; Gavur Dostlarımız, Kapanan Edebiyat Dergilerinin Hikayeleri, Yenge, Oyuncak, Dede ve İstasyon özel sayılarıyla, farklı kesimlerden büyük ilgi görmüş ve edebiyat dünyasına taze bir soluk getirmişti.
Sivas, Sühan’ın 17. sayısının konusu oldu. Orta boy bir kitap hacminde olan Sivas Özel Sayısında, Sivaslı yazarların yanında Sivaslı olmayan fakat hayatlarında bu şehre dair izler bulunan pek çok yazar da yer alıyor. A. Turan Alkan, Beşir Ayvazoğlu, Berat Demirci, Müjgân Üçer, Kadir Üredi, Hüseyin Kaya, Turan Karataş, Mustafa Balel gibi Sivaslı kalemler, Sadık Yalsızuçanlar, Mehmet Cangir, Metin Önal Mengüşoğlu, Halim Şafak, Nazım Hikmet Polat, Nihat Dağlı, Mehmet Aycı gibi aslen Sivaslı olmayıp Sivas’ı bir şekilde tanıyan kalemlerle Sühan’ın sayfalarında buluşuyor. Herhangi bir dergide bir araya gelmesi zor görünen bir yazar kadrosu Sühan’ın Sivas özel sayısında bir araya gelmiş bulunuyor. Derginin sayfalarını çevirdiğinizde, böyle bir sayının sıradan bir şehir için değil Sivas gibi özellikli bir şehir için mümkün olabileceğini anlıyorsunuz. Sivas’ın sosyo, kültürel ve tarihi özelliklerini her yazar kendi penceresinden ele alıyor; tasvir ediyor, eleştiriyor, tahlil ediyor çoğu zaman da “aah” ediyorlar.
Sivas için koleksiyon değeri taşıyan, zaman geçtikçe kıymeti artacak bir eser, Sühan’ın Sivas Özel Sayısı… Sivaslılara ve Sivas ekseninde Anadolu’yu tanımak isteyen herkese duyurulur.

Bilgi ve İrtibat
www.suhandergisi.com
0505 351 54 11
huseynkaya@gmail.com

Şiir Tetikte Gider

İsmet Özel'in Şiir Tetikte Gider isimli konferansları başlıyor.

Riba ile faiz arasındaki fark ekonomik literatürden ziyade şiiri alâkadar eder. Zira şairler dünyanın tanımadığı, kabul etmek istemediği kanun koyuculardır. Dünya tarafından tanınmamak şairlere başka hiçbir meslek erbabına nasip olmayan serbestliği bahşeder. Bu serbestlik dolayısıyla şiir dünyevi otoritenin tasdikine muhtaç kalmadan gücünü gösterir. Çağlardan beri şiirin bütün gücü hegemonya ile girdiği çatışmadan geliyor. Bu çatışmada tarafların yeri besbellidir. Çağlardan beri şiirle ilgilenenlerin başatlıkla başı derde girenler olduğunu fark etmeyen sahanın dışındadır. Şiirin Homeros’tan Fuzuli’ye, Baki’den Ezra Pound’a yürüyüşü başlı başına kanundur. Şiir kanun koyuculukla taraftarlık arasındaki dengeyi yakalamak için hep tetikte gider.

Yer : Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi
Tarih : 22 Ekim 2007 Pazartesi Saat: 18:30

İçeriği Paylaş (C01 _th3me_)