İşaretlenmiş Takvim Yaprakları 3
Edip Ozan Karaoğlu - Eylül 13th, 2007
I.
[bir kuş çiz yavrum yüzüme gözyaşınla/bir kuş tel kirpiklerin kanat olsun/bir kuş çırpınan kalbi dudağımda/bir kuş yavrum sıcaklığın beni bulsun/bahar gelmiş balam benim/bahar gelmiş dayanmış/dalda yaprak bebeciğim/suda köpük uyanmış/kuzulara özenmiş kızım benim/körpe sesler dinlenmiş/ay ışığında yanmış yavrucuğum/onun için beyazmış]
kimin gözü değdi cismine de kan revan içinde kaldın paramparça. kime çok geldi karaltın. neye fedâ edildin böyle.
nereye yaslansam şimdi, nereye döksem içimin küllerini. kim taşır göğsümdeki mahşeri. /nuh'a haber eyleyim de gelsin de tufan görsün/
insan denilen bu etten/kemikten yanılgının hiç mi merhamet sabahları olmaz. hiç mi durmaz bu acıtma hissi. biz ne zaman böyle yanmaya doğduk. ne zaman seğirdi tenimize güneş de sevdik karanlıkta oturmayı.
günah büyütmüşüz bunca yıl. toplanmış bekliyoruz hesap vermeyi. peki sen hangi günahın bedelisin.
nasıl olur da senin parçalanmış bedenin, benim yapıp ettiklerimin getirisi olabilir. ben nasıl böyle bir yanlış yapmış olabilirim. herşeyimi sana bağlamışken eksikliğinin yükünü nasıl taşıyabilirim.
günler geçiyor. sevmediğim bir rolü oynuyorum. traş oluyorum, işe gidiyorum. insanlara gülümsüyorum. yok bir şey diyorum soranlara. yok bir şey.
sonra geceleri terastan yeri seyrediyorum. bu kadar karar verebiliyor olmamam gerektiğini düşünüyorum. bu kadar elimde olmamalı herşey. adımı bilenlerin yüzünü düşürmemeliyim.
peki senin ölümüne karar vermeleri neden hiç zor olmadı. neden bu kadar kolay kendi parçalarını yok etmek. insan nasıl kalbini söküp atabilir. nasıl başka kalplerin kanamasına karar verebilir. biz nasıl oldu da kaybettik böyle hayatı. nasıl insan olmaktan bu kadar kolay vazgeçebiliyor olduk.
ne kadar yazsam da fayda etmeyecek. artık bütün bu yok olma hissinin önüne geçebilecek bir bilgiye ulaşabileceğimi düşünmüyorum. artık sadece karanlıkta oturmak istiyorum. sadece karanlıkta. ve inzal.
[gözlerini çevir gözlerime
yoksa sensiz bu sessizlikle
deliler gibiyim
sensiz bu sessizlikle]
II.
nereden başlamalı. nereyi düzeltmeli sabah olmadan. kargışlanan, açılan, kanayan.. durdur! sevgilim sevgilim.
nasıl karışık, nasıl darası kendinden yılgın yüktür bu. nasıl bu duvar bu sakin gölgelik bu yaprakları sararmış çiçek.
nasıl nasıl nasıl nereden başlamalı.
oysalarla başlayabilirim bütün cümlelere. hiç duyulmadık mazeretler üretebilirim. zaman ah bu sancının müsebbibi sarsak ellerimi övgün kılan devinim.
başlayan ve bırakan başlayan ve bırakan başlayan ve bıraktıran. nasıl karışık!
her şeyi yıkmanın vaktidir. her şeyi diriltmenin.
öfkeliyim çok.
kendimdenliğimin ucuz ağartılarını topluyorum. vuruyorum duvarlara. nerden bu kan. nerde bu kan. nerde kan vermeye delicesine koşan.
başımda ellerim, ellerimde başım. omuzlar üstünde yükselecek(ti) hani bu, hani diyesim de yok. öfkeliyim çok kendimdenliğime.
ne hükümdarlar ne hükümler ne hayatlar bastım küpe. ne türküler söyledim ne şiirler okudum. ne aşklar ne ayrılıklar.
dünyanın hırı gürü. ellerim ah!
kapatmalı şimdi boşa dönen bu merdiveni. kapatmalı ne varsa ne ise üstüme örtülen ölü toprağı. yazmaya gitmeli eski usul mürekkep lekeleri gibi.
gitmeli bırakıp kendimdenliğimi, kendi nefsimi. kendimi.
bırakmalı köhne bırakmalı nafile bırakmalı noktalama işaretlerini
niye sanki bir yerde durmalıyım niye sanki düşünmeliyim niye sanki vahşi atların koşusına benzemesin cümleler niye sanki umursamalıyım okuyanın soluk almasını
sövmeli belki duraksız öfke köze dönene dek yumruklamalı duvarları saçları uzatmalı traş olmamalı
bırakıp gitmeli en iyisi bırakıp gitmeli
nasıl da karışık değil mi
çok söylemeli
omuzlar çıplak
niyetler de
biri dediğin de kim
sevgilim sevgilim


