Ne Oluyoruz?

Ne Oluyoruz?

Edip Ozan Karaoğlu - Ocak 17th, 2008

Fırtına bir türlü durulmuyor. Pkk saldırıyor, asker saldırıyor, insanlar ölüyor. Mesele hiçbir yere gitmiyor. Gencecik insanlar ölüyor sadece. Anneleri anadillerinde ağıt yakıyor. 90’lı yılların ortalarına doğru şiddetlenen çatışmalarda sıkça gördüğümüz sahneler bugünlerde tekrarlanıyor. Demek ki o günden beri hiçbir gelişme kaydedememişiz.
Diyarbakır’da yaşanan patlamanın ardından zaten sıcak olan gündem kor haline geldi. Yine ağıtlar ve hiçbir derde deva olmayan söylemler..
Farkında mısınız bu saldırılar yaşama şeklimizi değiştirmeye başladı. Eskiden beri sayıları az diye görmezden geldiğimiz şovenistler artık daha kalabalık bir grup ve daha gür seslerle ülkede birlikte yaşayan halkların arasına nifak tohumları serpmeye çalışıyorlar. Bu hep böyleydi evet. Yeni olan şey ise giderek daha fazla insanın bunlara inanıyor olması. Birlikte yaşayıp, gerektiğinde vatanı korumak için birlikte ölen, aynı sofrayı paylaşan, kız alıp kız veren, birlikte türkü söyleyen, okuyan, yazan, velhasılı Türkiye’de ortak bir kültürden söz edebilir ise bunu birlikte meydana getiren topluluklar birbirlerinden nefret etmeleri için kamçılanıyorlar.
11 Eylül saldırılarının ardından Abd’de yaşayan insanların, gördükleri herkesten şüphelenmeye başlamasının nedeni de bununla aynı idi. Korku, insanları savunma mekanizması geliştirmeye itiyor ve kendileri gibi olmayan herkesi düşman olarak görmeye başlıyorlar. Bu da Bush gibi adamların işine geliyor elbette. Kendi tahakkümlerini sürdürmek için insanların korkularını kullanıyorlar.
Birkaç saat kadar önce Ankara’da idim. Türk bir arkadaşım tarafından hediye edilen poşumu kaşkol niyetine kullanarak Kürt bir arkadaşım ile Ankara sokaklarını adımladım. Bunca yıldır kullandığım poşu ilk kez beni rahatsız edecek bakışlara maruz kalmamı sağladı. Tedirgin oldum.
Ne oluyoruz?
Dünyanın her tarafında bu oyun oynanıyor. Daha dün yanıbaşımızda, Irak’ta, insanların birbirinden nefret edip öldürmeye başladığını görmedik mi? Daha dün İsrail’e karşı omuz omuza savaşan Hamas ve El-Fetih bugün birbirlerine düşmediler mi? Dünyanın etkin ülkelerinden biri olmaya doğru giden Pakistan birkaç saldırı ile tamamen güçsüz bırakılmadı mı? Biz bunların hepsini gördük ve bütün bunlar olurken yapmayın siz kardeşsiniz dedik. Bugün aynı şeyleri ülkemizde yaşıyoruz.
Giderek büyüyen ve giderek söylemden çıkıp eyleme dökülen emperyalizm karşıtlığı kanaat önderlerinin canını sıkıyor. Abd karşıtlığının en yoğun olduğu Türkiye’nin daha güçlü bir ülke olmasının engellenmesi elbette emperyalistler için büyük önem taşıyor. Bu ülke yıllarca terör ile korkutuldu. Bu korkudan beslenen sistem önümüze yasaklar koydu. Sıkı yönetimin lokal uygulaması olan olağanüstü hal kavramından kurtulalı daha kaç yıl oldu ki?
Türkiye’nin geçirdiği değişim evresinin sonunda meydana gelecek büyük açılımların önü yaşayacağımız korkular ile kesilecektir. Polise daha geniş yetkiler, askere daha fazla müdahale izni, insanların yaşadığı korkuların sonucunda kabul ettirilebilir ancak.
Diyarbakır’da yapılan saldırının hedefi, bu ülkedeki kardeşlik müessesesidir. Bu toprakların mayası İslam’dır. İnsanları birbirine bağlayan en önemli etken budur. Misyoner faaliyetlerle, kültürel saldırılarla yapılamayanlar bugün bombalarla yapılmaya çalışılıyor. Her kim olursa olsun –hangi taraf olursa olsun demiyorum çünkü bu ülkede taraf yoktur- bu oyuna gelirse kendi hayatını, yaşama alanını daraltacak demektir. Bu kısır döngü bizi kimsenin evden çıkamadığı, herkesin birbirinden korktuğu günlere doğru götürecektir.
Bize düşen dün kardeş olduğumuz insanlarla bugün de kardeş olmamız gerektiğini hatırlamaktır. Hangi dilde yakılırsa yakılsın ağıtlar insanın canını acıtır.

Yeni yorum gönder
Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.