Müsvedde - Temize Çekmiyoruz!

  • anasayfa
  • manifesto
  • İletişim
Ana sayfa › Eleştiri

Kullanıcı girişi

  • Yeni hesap yarat
  • Yeni şifre iste

Gezinti

  • İletişim

Son Gönderiler

  • Kemik Sesleri
  • “tuz ırmağı” bir kitap; “GöğEkin”
  • Geleceğin Kıskacında '1984'
  • Mutsuz Çocuklar Cenneti
  • Azam Ali
  • Bizim Korkunç Memleketimiz
  • Bizim Hikaye
  • dede yüzü görmemiş bir yazardan dört kısım, tekmili birden bir dede yazısı
  • Tarihin Karadeliği: İntihar
  • Karası Çalınan
daha fazla

Kimler Burada

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrimiçi.

Kategorilerden

Eleştiri Hikaye Deneme Şiir Makale Doğduğum Yer Fikir Portre İktibas Hayata Dair Günce Sinema
Hepsi

banner2

"Murder Me Mickey!": Natural Born Killers'ın Hatırlattıkları ve Medya

Şemseddin Cihan - Per, 20/03/2008 - 20:02

Natural Born Killers filminde, Mickey ve Mellory Knox çiftinin yakalanıp hapishaneye getirildiği sahnede, hapishanenin önünde durup çifte destek veren kalabalığın içinde açılan akıllara zarar pankartta yazar bu kelimeler: Murder me mickey!
Kesinlikle Deccal'i (The Anti-christ) oynayan bu iki çiftin kronik bir biçimde işledikleri cinayetler ve arkalarında yaptıkları cinayetleri anlatacak birilerini bırakma semptomları, bu müthiş çifti varolan medyatik sürecin bir parçası yapmaktadır. Bu medyatik süreç, aslında sistemi yok etmekle tehdit eden bu iki Anti-christ'ı bile öyle bir şekilde kutsamaktadır ki, kalabalığın içinden birisi -ki şüphesiz bu süreç içerisinde iyiden iyiye yabancılaşmış ve Deccal'den kendi ipini çekmesi için medet uman birisidir bu kişi- bir pankartla Mickey Knox'tan kendisini öldürmesini istemektedir.
Kanımca Natural Born Killers'ın en vurucu sahnelerinden birisi burasıdır, buradaki eleştiri çok ciddidir: Deccal'in bile bir süperstar muamelesi gördüğü bir toplumsal yaşamda sistem aslında kendisini öyle bir kurmuştur ki, sistemi en marjinal yollarla sallayan, darmadağın eden şu devrimci Anti-christ'lara bile medyatik süreç içerisinde sağlam ve sarsılmaz konumlar sunulmakta, böylelikle medya bir kez daha hizmetkarı olduğu söyleme borcunu ödemektedir.
"Murder Me Mickey" pankartı, postmodern dönemde devrimci alternatifleri teker teker gözden geçirmemizi bize yeniden hatırlatmaktadır bir anlamda. Çünkü böylesi bir radikal devrimcilik bile bu denli laçkalaştırılırken ve insanların gözünde bir eğlencelik olarak görülürken, kapitalizmin kod akışlarını kesecek bir tür "devrimci makina" oluşturma çabaları da çok ciddi soruşturmalardan geçmelidir.
Halbuki Deccal'i devrimci kılan şey, onun sorgusuz sualsiz bir biçimde önüne geleni öldürmesi -ki Mickey bu konu hakkında o "yavşak" gazeteciye şunu söylemektedir: "ben insanları öldürerek onların ruhlarını özgürleştiriyorum"- ve bunu da insanları kendisinden haberdar kılacak bir tanığı ortada bırakmak suretiyle yapmasıdır. Ama Deccal ruhları özgürleştirilecek o insanlar tarafından "keşfedildikçe" ve Deccal'e "öykünüldükçe", kendi anlamını da yitirmeye başlamakta, devrim süreci bir popülizmin atmosferine bürünmektedir.
Devrim düşüncesinin işte bu sakatlanmış biçiminin ifadesidir "Murder Me Mickey", ve o yüzden belki de "devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi."
Michel Foucault, Kelimeler ve Şeyler isimli eserinde toplumların epistemolojik düzlemlerini analiz etmekteydi. Nedir epistemolojik düzlem dediğimiz şey? Bilgiyi üretme ve onu tarihsel-toplumsal kodlara uygun bir biçimde dolaşıma sokma biçimi olarak tanımlayabiliriz bu kavramı. Çağlar değiştikçe, toplumların üretmiş olduğu kodlarda da dönüşümler meydana gelir.
Postmodern döneme doğru insanlık yol aldıkça, kodlamalarda hakikat ve bilgi arasındaki çarpık ilişki daha da güçlenir. Gelişen teknoloji, olayların aktarılmasında müthiş bir hıza neden olurken, diğer yandan olayın gerçek bağlamından koparılması yönünde devasa bir tahribat yaratır. Teknik, artık olaylar üzerinde tam bir hakimiyet sahibidir; her türlü çarpıtma, dezenformasyon, spekülasyon çok rahat oynamalarla gerçekleştirilebilir.
“Olay”a ulaşırkenki hızımızla, olayın “hakikat”ine olan yabancılaşmamız neredeyse aynı düzeyde birbirine paralel gelişiyor. Modernitenin iyice hızlandırdığı bu süreç, içinde yaşadığımız postmodern dönemde artık baş döndürücü bir hâl almış durumda.
Medyanın, “ideoloji ve devletin ideolojik aygıtları” sorunsalı çerçevesinde, iktidarların kendilerini meşrulaştırıcı, savunmalarına yardım eden, provoke edici bir baskı aracı olduğu muhakkaktır. Böylesi bir durum varken, devletin –veya kısaca iktidar sahiplerinin- “düşman” olarak tanımlayıp kuşatma altına aldığı her türlü ötekilik, medyanın manipülasyon süzgecinden geçerek ‘tebaa’nın önüne sunulur. Ötekiliğe ilişkin her türlü deneyim, o deneyimlerin hakikatinden ve bağlamlarından kopartılarak bambaşka anlamlarla birlikte yeniden-üretilir ve kitlesel tüketime hazır hâle getirilir.
Elbette ki, bu dezenformasyon süreci, teknolojinin sağladığı aranıp da bulunamayacak nimetlerden faydalanılarak yaratılır. Tebaa, kitlesel olarak bu teknolojiye bağımlılaştırıldıkça, dezenformasyon yaşamın daha da içine girer; hakikatten zaten varoluşsal anlamda uzak olan insan öznesi, yabancılaşmanın doruklarına ulaşır, edimleri tam da iktidarların buyurganlığına boyun eğer, söylemleri gitgide tebaanın diğer üyeleriyle eşitlenir, tektipleştirilir.
Medya bir dezenformasyon aracıdır. İktidarı kutsar, kitleleri tebaalaştırır, tektipleştirir. Resmî olmayan ne varsa, onları mahkûm eder. Sunî hakikatler yaratır ve bunlara inandırır.

  • Eleştiri
  • Şemseddin Cihan Külliyâtı

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
Girdi biçimi
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Duyurular - Haberler

  • Üyelik Hakkında
  • Şair İlhan Berk Vefat Etti
  • Rus Yazar Soljenitsin Öldü
  • Şair Mahmut Derviş Vefat Etti
  • Açık Sayfa'nın 10. Sayısı Çıktı

Anket

En Çok Okunanlar

  • Manifesto (259)
  • Tarihin Karadeliği: İntihar (195)
  • Karası Çalınan (186)
  • Şiir Yazmak Savaşmaktır (182)
  • İçimden Semtler Geçiyor (179)
daha fazla

İnikâs

  • İHH
  • Hüseyin Kaya
  • Mustafa Celep
  • Kalem Güzeli
  • Kurtuba Dergisi
  • Cahit Zarifoğlu
  • İsmet Özel
  • Körpe Kalemler
  • Tenkafesi
  • anasayfa
  • manifesto
  • İletişim

Müsvedde; bir kültür, sanat ve düşünce platformudur. Yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Müsvedde ismi kullanılarak alıntı yapılabilir. En iyi 1264*768 çözünürlükte görüntülenebilir. 2007-2008 musvedde.net