Bizim Hikaye

Bizim Hikaye

asaf devran - AÄŸustos 18th, 2008

izini kaybettiren bir kadın... nerde belli değil. mecnunlardan bucak bucak kaçan leylalar.. ben nerdeyim. kir pasak içinde yüzü tanınmaz hale gelmiş, buna aldırış etmeyen en azından uzaktan böyle görünen bir çocukla arkadaşlık ediyorum. yetmişüç model yüzyirmidört nazlanarak asfaltı yalıyor. en iyi iki arkadaşımdan biri de bu makine. insanların garip bakışları arasında kollarımızı camdan sarkıtarak ilerliyoruz. insanlar yılların yükünü çekmiş yabancı plakalı bu arabanın nasıl hala yağız bir delikanlı gibi heyecanlı olabileceğine şaşırıyorlar. fakat ben ve arkadaşım kendimizden eminiz ve hiçbir şeyin bizi yolumuzdan çeviremeyeceğine dair güçlü bir inanç taşıyoruz. meçhule giden bu yollarda izini kaybettiren o kadını arıyoruz. hayır hayır o kadını da aramıyoruz aslında. her yolcunun varmak istediği bir durağı, bulmak istediği bir güzeli vardır ya, işte biz o kadında müşahhas hale geldiğini zannettiğimiz durağa doğru ilerliyoruz.

...

aradan bir kaç saat geçti mi geçmedi mi bilmiyorum. ben biraz dalmışım herhalde. pasaklı ama kalbi temiz dostumun beni dürtüklemesiyle uyandım. önüme bir baktım ki, bir tümsek.. dağ desem dağ değil, tepe desem hafif kaçar. üzeri sis kütlesiyle çevrili. direksiyonun hakimiyeti hala bendeydi ama ben kendime hakim değil gibiydim.
" bu masaldan derhal vazgeçmelisin dostum. yaptığımız gayet ciddi bir iş"
"masal falan anlamam ben. dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden geçermiş."
"ne dağı kardeşim. uçsuz bucaksız bir ovanın ortasındayız."
"hıh ova mı? aynı yolun yolcusu olduğumuzu zannediyordum"
karşımda gördüğüm, dağ mı tümsek mi tepe mi olduğunu kestiremediğim, üzeri yoğun bir sis kütlesiyle kaplı olan bu şeyi aşmam gerekiyordu. ama önce bu şeyin varlığına dostlarımı inandırmam gerekiyordu. dostlarımı yani aynı yolun yolcusu olduğum kimseleri.. uzun uğraşlar sonrasında küçük dostumu ikna edebildim. yüzyirmidört zaten bana baştan inanmış görünüyordu. daha sonra tekrar bismillah diyerek yolumuza devam ettik.
az yol arşınlamadık. gün oldu üşüdük, kar demedik kış demedik. hayal demedik, melal denizine saplanma ihtimalimize aldırış etmedik. sisten kaynaklanan o esrarengiz bilinmezlikten ürkmemiz zaten beklenemezdi. nasıl olsa bir gün o sis bulutu dağılacak her taraf günlük güneşlik olacaktı. üç kafadar beraber yürümekten asla sıkılmadık. aramızda en yaşlı olanımız yüzyirmidört, en akıllı olanımız da bendim. en sıradışı olanımız da küçük dostumuzdu.
benim onlardan ayrılıp kendi dünyama daldığım da oluyordu. kaldırımları arşınlıyor, yağmurun altında yürüyordum. sisin ardından bazen bir ışık parıldıyor gözlerim kamaşıyordu. bunun dışında karanlığa alışan gözbebeklerim sakin bir şekilde azami derecede açılarak karanlığın tadını çıkarıyordu.

"bir aydır sizi bekliyorum. özür dileyeceksiniz heralde."
o kadının sesi kulaklarımda yankılandı. henüz izini kaybettirmeden önceki halini hatırlatan bir canlıllıkla konuşuyordu. sesinde belli belirsiz bir heyecan vardı. benden ses seda çıkmayınca kendi kendine devam etti:
" ileride bir kitap yazacak olsam kitabın ismi 'sevmek her şeydir' olurdu"
ben orda yokmuşum gibi davranıyordu. bana başka birisinin varlığından söz ediyordu. halbuki orada gerçek olan sadece ben vardım. bas bas bağırdım:
"ama ben sizi seviyorum"
bağırdığıma aldırış etmedi bu sefer de. her ilan-ı aşka muhatap olmuş genç kız gibi biraz yumuşadı ve gururlandı. sonra yine bilinmezlik kisvesine bürünerek hiçbir şey demeden uzaklaştı.
ve sis tepenin üzerinden yavaş yavaş kaybolmaya başladı. etraf sakinleşti. hayalle gerçek arasında ama hayale biraz daha yakın dostlarımdan ayrılarak yapmış olduğum bu kaçamak burada sona ermişti. dostlarımın yanına vardığımda ikisi de sakin bir şekilde beni bekliyorlardı. yanlarına boynu bükük bir halde vardığımda bir ağızdan beni teselli etmeye koyuldular. bir el göz yaşlarımı siliyordu. gözlerimde yaş kalmayıncaya yeryüzü gözyaşımla sulanıncaya kadar ağladım.

...

yüzyirmidört artık inzivaya çekildi. pasaklı dostum kadim mekanı olan sokaklara geri döndü.
"ne bu sevda olaydı
ne de bu ayrılıklar..."

Yeni yorum gönder
Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.