Kullanıcı girişi
Gezinti
Kimler Burada
Doğduğum Yer - Mersin - Burada Her Şey Sıcak
Gül Doğan - Pzt, 11/02/2008 - 20:10
"Yeni bir ülke bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir" diyor Konstantin Kavafis.
Herkesin arkasından gelen bir şehir var mıdır bilmem ama Mersin'den ayrılanların ardındaki denizi biliyorum. Biliyorum, çünkü o denizin sesini hâlâ duyuyorum.
İstanbul... Hani o bütün betimlemelerin az kaldığı kocaman şehir. Şiirin şehri... Buraya gelirken bu tılsımla öylesine doluydum ki güneyden ayrılmak neredeyse hiç üzmedi beni. Evet, biliyordum ki özleyeceğim çokça, çünkü biliyordum ki güney hep çok başka bir mavi ve ben o mavinin Mersin tonunun sıkı bir seyircisiyim. Ama düşündüm ki, gittiğim yer: deli İstanbul! Unutturmasa da oyalayacak kadar güzel, o denli çekici, o kadar hin...
Ama uzaktan büyüleyen bir sedadır İstanbul. Yakından daha çirkindir; belki daha doğal, ama daha çirkin. Hollywood oyuncuları gibidir İstanbul, bol makyajlı. Görkemi sahte değildir belki ama acınası bir yanı vardır, içindeyken görürsünüz. Gördünüz diye canınızı yakar, sizin acınası yanınız olur belki o. İstanbul'un kalabalığında birisi. Milyonlarcanın arasında bir nokta. Kartvizitiniz budur, ve güzelliği milyonlara yetmez İstanbul'un. Bölük pörçük olur; her parçaya bakıp güneyi daha çok özler hâle gelirsiniz aslında.
Güney O'nun söylediği yalanları hiç söylememiştir çünkü size. Görkemli değildir belki ama, makyajsızdır.
Küçük şehirlerin sözleri insanların gözlerini boyamaz genelde. Onlar daha samimidirler. Ama Mersin, daha suskundur. Daha az konuşur, daha güzel dalgalanır. Bütün dünyada var olan her dert orada da vardır elbet. Ama daha samimidir, daha az acımaz yaralar ama daha kolay sarılır belki. Deniz tuzunu basar yaralara, esirgemez.
Doğduğum yer, ama daha çok doğumdan nefret etmeyen yer... "Her şehrin bir rengi vardır" derler. Turuncu ve mavidir Mersin'in renkleri olsa olsa. Olsa olsa portakal ve deniz kokusudur içe çekilen hava da. Herkes ve her şey durmadan değişirken, Mersin'in en özel güzelliği budur: seneler önce de portakal ve denizdi, şimdi de portakal ve deniz Mersin. Değişen birçok şey var elbet. Ama portakal ve deniz değil. Bir de limon bahçeleri, es geçilmez, geçilemez...
O dillere pelesenk, "huzur" arayıcılarının sırtlarına çantalarını takıp gittiği bir yer var hani. Dünyanın tüm dertlerinden kaçtığınız ıssız bir ada gibi değil elbet, öyle yerler yalnızca filmlerde. Hani gerçek olan, hani ruh avcısı olmayan, kalabalığına dahi "insandır" denilen şehirler var; hani başka bir yerde aynı dinginlikte dalgalanmayan bol tuzlu, insancıl denizler var; her şeyin sımsıcak olduğu yerler var ve sıcaklık yalnızca manevi değil. Onlardan biriydi Mersin. Hâlâ öyle. Ben bir kaptan misali seyir defterime başka yerler eklemeye niyetlendiğimden beri öyle. Yorgun bir film yıldızı gibi sırtıma çantayı takıp "huzur içinde yaşamak istiyorum" edasıyla geri döneceğim gün de öyle olacak, adımın harfleri gibi bilirim. Ki onun adı "huzur içinde yaşamak" değildir aslen, yalnızca "yaşamak"tır!
Geri dönmek çokça nankördür aslında, bilirsiniz. Ve bir dönüşten bahsedebilmek bir özgürlüğe işarettir, bir takım nankörlükleri bağışlayabilir olmaya delalettir, hepimiz biliriz. Bizim bildiğimizi şehir de bilir ve tuhaftır ama, gayet terk edilebilirdir o. Çekip gidebilirsin, boğazını sıkmaz gitmemen için. -Şehrin boğaz sıkanı da olur, evet. Aslında bazılarımızın boğazında hâlâ bazı şehirlerin tırnak izleri var.- Sıcaklığından yakınıp dururken bile sanki hiç alınganlık yapmaz Mersin. Oysa insan dediğin şımarıktır, bunaldığında denize doğru birkaç adım atmak varken bile; büyük sorun: orada kimse üşümüyor! Ama insandır işte, şehirden küçüktür, şehirden akılsızdır ve hoyrattır en çok. Hoyratça es geçer birçok şeyi. (Yaşamak da vardır belki aralarında.)
Sonra başka bir kıyıda üşürsen eğer, seni beklemiyordur gerçi ama, dargın da değildir sana. Ne çaresiz aptal aşık, ne gerçeğin dünyasından uzağa düşmüş deli, ne de maşuğunu yoran bir fahişeye benzer.
Özcesi, derdin yine "dert" olduğu ama sokakların acıdan bağır çağır çığlık atmadığı şehirdir.
Hem hiçbir şey bulamazsan geri dönmeye, -Duvara Karşı'yı hatırla- bir "Çağlar Turizm" otobüsü bulursun elbet.
Mersin'dir... İnsan yaşarken, öldüğünü hissetmez içinde...
Anket
En Çok Okunanlar
- Manifesto (255)
- Tarihin Karadeliği: İntihar (192)
- Karası Çalınan (184)
- Şiir Yazmak Savaşmaktır (179)
- İçimden Semtler Geçiyor (176)

Yeni yorum gönder