Değini

Kaleme Yemin Olsun

O yazıcı üç çeşit yazı yazdı;

Birini o okudu başkaları değil,

Birini o da okudu başkaları da,

Birini o da okumadı başkaları da...

Şems-i Tebrizî

Yazanın dahi tekrar okuyamaya cesaret edemediği, yüzleşmenin en doğru vaktini beklediği için yazamadığı veya kendinden başka kimsenin okumasına müsade etmediği yazıları, ifşa ettiği yazılarından daha fazladır.

Bazen kelimeler, kesik kesik İstanbul'un sahile vuran dalgaları gibi vurur içimizin kıyılarına, bazen de bir kuyudan çekilen urgan gibi birbirine düğümlü cümleler halinede takılır boğazımıza.

El-Magribu'l-Aksa

"her şey bir rüzgara bakıyor abi
bakma esrar çekip mayıştıklarına
bir gün var ya bir gün bu mağribli çocuklar
bir gün yakacaklar paris'i"

Hakan Albayrak

İslâm Medeniyeti’nin en batı noktası. Afrika’nın Avrupa’ya neredeyse değdiği bir noktada duran İslâm toprağı. Osmanlı İmparatorluğu’nun bile ulaşamadığı kadar uzak ve kardeşliğin bir nüvesi olacak kadar yakın Kuzey Afrika ülkesi. Miladi 686 yılında Ukbe İbnu Nafi tarafından fethedildiğinden beri İslâm’ın en uzak sancağı olarak durmakta. Tarık Bin Ziyad’ın Endülüs’ü kurmak için köprü olarak kullandığı ve geçtiği boğaza adını verdiği mübarek topraklar. Cebelitarık’ın müslüman yüzü.
Ülkenin ismi Arapça’da batı anlamına gelen El-Magrib olmasına rağmen batılılar Müslüman anlamına gelen Morocco ismini kullanıyorlar. Türkçe’de kullanılan Fas ismi ise Fes’in ilk kez görüldüğü yer olmasından dolayı kullanılmaya başlanmıştır.
1660 yılına kadar üzerinde çeşitli devletler kurulan, parçalanıp emirlikler halinde yönetilen, 1660 yılından itibaren ise Filali sülalesinin hüküm sürdüğü bir krallık olarak yaşamını sürdüren Fas;

Hayal Meyal Her Şey

/Gördüğüm ilk kitabı açtım. Uzun bir ilan-ı aşk ve sonunda sert bir bitiriş vardı. Kapattım ve yerine koydum./

Aşağı yukarı 15 yıldır radyolarda gece programları yapıyor. Kitaplarını “Hayatı sahici duygularla yaşamak duasıyla” imzalıyor. Hayatta bazı şeyleri değiştirebileceğine inanıyor ve kızlardan ders notu alırken hep yere bakıyor.

/Ertesi gün tekrar kitapçıya gittim. Kitabı tekrar inceledim ve aldım. Çeşitli zamanlarda okuduğum çeşitli yerlerini saymazsak baştan sona en az “5” defa okudum./

Konya’da konuk olduğu radyoyu arayan bir kız “İnsanlar Tarık Tufan’laşıyor , bundan korkmuyor musunuz?’’ diye sormuştu. Yine her zamanki zarif lisanıyla bunun böyle olmaması gerektiğini anlatmıştı.

/Daha sonra Marmara Fm’de programlarını dinlemeye başladım. Hiç duymadığım müzikler çalıyordu. Ümmetten, ahlaktan, Kudüs’ten, Nuri Pakdil’den ve diğer ustalardan bahsediyordu./

Konya Bunu Hak Etmiyor

Konya geçmiş yıllara göre çok gelişse de bir soğukluk göze çarpmakta. Bunu en önemli sebebi idarecilerle halk arasındaki iletişim eksikliğidir. Mekanları güzelleştiren insanlardır. Şehirde gözle görülen bir gelişmişlik olsa da sokaktaki insanların yüzlerinden mutlu olmadıkları anlaşılıyor. Konyalılar idarecilerine her zaman gereken vefayı göstermiştir. Ama idareciler tarafında bu durum pek böyle değil. Bu koltukta sanki bâkiymiş gibi davranıyorlar. Fildişi kulelerden bakmak kolay. Aslolan insanların belediyeden beklediği güleryüzü gösterebilmektir. Vefalı Konyalılar bu güleryüzü unutmaz. İmkanlar ölçüsünde hizmetler yapılmaktadır. Bunun belli bir maliyeti vardır. Ama gönül kazanmanın maliyeti yoktur. Nedense bu, insanlardan hep esirgendi. Belediye ile halk arasında kurulması gereken köprü bir türlü kurulamadı. Devlet dairelerinin bariz özelliği olan soğuk duvarlar belediye binasında da ana dekor olarak kullanılmaya başladı.

Ten Kafesi

İnternet, çağın en önemli nimetlerinden biridir şüphesiz. İnsanın çalışmalarını, duruşunu, ve sözlerini sanal alem ile kitlelere en çabuk bir biçimde ulaştırır. Tenkafesi.com bir duruşun, bir sancının, bir serzenişin doğumuyla açıldı. Kişisel bir site olarak tanımlanabilir lakin bu site eğitimin öngörüldüğü, yazılarla, şiirlerle edebiyatın niçin yapıldığına dair ipuçları veren bir site…

Ruzname bölümü ‘tenkafesi.com’un niçin böyle bir zamanda açıldığının cevabını veriyor:

İçeriği Paylaş (C01 _th3me_)