<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xml:base="http://www.musvedde.net" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel>
 <title>Şiir Eleştirisi</title>
 <link>http://www.musvedde.net/taxonomy/term/17</link>
 <description>The taxonomy view with a depth of 0.</description>
 <language>tr</language>
<item>
 <title>yalnız ardıç (cahit zarifoğlu şiiri ekseninde hayat ve şiir)</title>
 <link>http://www.musvedde.net/yaln%C4%B1z-ard%C4%B1%C3%A7-cahit-zarifo%C4%9Flu-%C5%9Fiiri-ekseninde-hayat-ve-%C5%9Fiir</link>
 <description>&lt;p&gt;Aslında bütün masal “Sultan” şiiri içerisinde gizli. Sultan’da bir ömrün acısı, özlemi, gayesi hasılı Zarifoğlu masalının ana hatları bulunmakta. Bütün bir hayatın, bir kaygının ve  bir yerlere yetişme trelaşının içinde geçmesi; bizlere şiiri ve duyarlılığı getirmiştir. Şimdi yalnızca acı var ortada// Gamzem oyuyor düşüncemi/Kime eşitim nasılım nerdeyim/ Gamlanmaktayım. Evet, birileri hayatın sathında veya kıyısında dolaşmak yerine sanki bütün insanlık adına bu meczup akışın tam ortasına atlamıştır  ve kendi kendine bin uykusuz gece geçirdin/yeni bir uykusuzluk binliği aç diyebilmiştir. Kalbin şuurundan süzülmüştür yaşamak ‘ın narin adımları. Ha ben ha varlık göçmeni kalbimin şuuru demek, dünyevi yükleri sırtından atmış, sadece taşınması gerekeni yanına almış bir duyuş, bir duruş demektir. Çünkü bir hak vardır ortada. Verilmesi gereken, yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük: şu küçücük kalbde/(yaman halimiz helal ettiremezsek)/nice hakkın yüklü. Bu bir taşın altına elini koymanın resmidir, bu bir soylu meşakkatin omuzlanmasının adıdır. İnsan büyük buyruğun, kadim emanetin yılgınlık tanımayan memurudur, olmalıdır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Cahit Zarifoğlu derken neden illa ki şiirden dem vururuz? Şiir olmasa, şiir Zarifoğlu ile aramıza girmese nasıl bir iletişim kurardık, kurabilir miydik? Herhalde bu sorulara olumlu cevap verebilmek biraz zor olsa gerek. Çünkü bizzat kendisi yazdıkların şiir değilse kalsın diye seslenir ve ardından devam eder: cennette sevdan çık dışarı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.musvedde.net/yaln%C4%B1z-ard%C4%B1%C3%A7-cahit-zarifo%C4%9Flu-%C5%9Fiiri-ekseninde-hayat-ve-%C5%9Fiir&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <comments>http://www.musvedde.net/yaln%C4%B1z-ard%C4%B1%C3%A7-cahit-zarifo%C4%9Flu-%C5%9Fiiri-ekseninde-hayat-ve-%C5%9Fiir#comments</comments>
 <category domain="http://www.musvedde.net/taxonomy/term/17">Şiir Eleştirisi</category>
 <pubDate>Thu, 13 Nov 2008 21:07:29 +0200</pubDate>
 <dc:creator>İdris Ekinci</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">108 at http://www.musvedde.net</guid>
</item>
<item>
 <title>Naklettiğim Senin Kıssan</title>
 <link>http://www.musvedde.net/nakletti%C4%9Fim-senin-k%C4%B1ssan</link>
 <description>&lt;p&gt;“Humlar şikeste cam tehi yok vücûd-ı mey&lt;br /&gt;
Ettin esir-i kahve bizi hey zamâne hey”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sani&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şiiri tanımlamaya çalışan, şiirden bahsederek onu belirli bir anlayış ve mantık çerçevesi içine almaya çalışan cümle metinlere kuşkuyla yaklaşmanın gereğine inanırım. Şiirin batınıyetine olan inancımdır bu şüphenin asıl nedeni. Evet, şiir tamamen değilse bile büyük oranda şairin kendisi ile ilgili bir durum, şairin, şiirden başka bir dille kurtulamadığı, söyleyemediği bir halettir ve ilk haliyle aslında kısmi bir mahremiyeti de arz etmelidir. Bu bakımdan “şiir”den bahsetmek yerine “şair”den ve şair hallerinden bahsetmek daha yerinde bir yaklaşım olacaktır kanaatindeyim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“onlar ki kelama can verirler”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hasan Ali Yücel: “Şair herkese benzemeyen ve benzemekten kaçan adamdır” der. Şair şiirle olan ünsiyeti ve bu ünsiyetin devamı için mutlaka kendini sıradanlıktan sakınmak zorundadır. Zira sanatkârın sanatını kıymetlendiren unsur sanatkârın kendisi ve hayata karşı duruşudur. Sayısı yirmiye yaklaşan Leyla vü Mecnun şairi içerisinde yalnızca birkaçının zihinlerde kalması, biraz bu yüzden olsa gerektir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.musvedde.net/nakletti%C4%9Fim-senin-k%C4%B1ssan&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <comments>http://www.musvedde.net/nakletti%C4%9Fim-senin-k%C4%B1ssan#comments</comments>
 <category domain="http://www.musvedde.net/taxonomy/term/17">Şiir Eleştirisi</category>
 <pubDate>Sat, 01 Nov 2008 00:33:30 +0200</pubDate>
 <dc:creator>Hüseyin Kaya</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">106 at http://www.musvedde.net</guid>
</item>
<item>
 <title>Ateş Bandosu&#039;nda Cenk Marşları</title>
 <link>http://www.musvedde.net/node/101</link>
 <description>&lt;p&gt;Gürültülü bir hayatımız var. Kendimize ne kadar sakinliği telkin etsek de yaşadığımız çağ kendini susmak bilmez bir koroya teslim etmiş durumda. Durmamız, konuşmamız, sevdamız bile yüksek bir perdeden seslenir oldu. Suskunluğu, sakinliği kaldıramayan zamanlar yaşıyoruz.&lt;br /&gt;
Şiirin zihne yaptığı ilk çağırışım; sakinliktir. Bu çağrışım özellikle günümüz şiirinde geçerliliğini yitirmeye başladı. Edebiyatımızın birçok döneminde şiirin yükselen sesini de duyduğumuz olmuştu ama günümüzde şairler bütün ezberleri bozan bir savaş hazırlığına girişmiş durumdalar.&lt;br /&gt;
Mustafa Celep, ilk kitabı Ateş Bandosu ile dergilerden sonra kitabıyla karşımızda. Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi karşımızda sesini yükselten bir şair duruyor. Kitabın ilk şiiri “Çıkartma” ile şair amacını belli ediyor. “Tanrım, zincirlerimi çöz, aşka ışık olayım / Tanrım, göğsümü geniş kıl, konuşabileyim” &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şair, söyleyecek sözü olan kişidir. Şiiri ne kadar imgelerle dolu olsa da, üstü kapalı olsa da sözünü hedefe en isabetli gönderen kişidir. Mustafa Celep’in şiirlerinde her şey yerindedir ve şair sözünü dosdoğru dile getirmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.musvedde.net/node/101&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <comments>http://www.musvedde.net/node/101#comments</comments>
 <category domain="http://www.musvedde.net/taxonomy/term/17">Şiir Eleştirisi</category>
 <pubDate>Sun, 26 Oct 2008 21:43:44 +0200</pubDate>
 <dc:creator>musvedde.net</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">101 at http://www.musvedde.net</guid>
</item>
<item>
 <title>“tuz ırmağı” bir kitap; “GöğEkin”</title>
 <link>http://www.musvedde.net/node/94</link>
 <description>&lt;p&gt;Başkalarının tavsiye ettiği kitaplara hep tereddütle yaklaşırım. Bu tereddüt, galiba kitaplardan ziyade onları tavsiye edenlerle alakalıdır. Bir kitabı, herkes aynı nedenlerle okuyor ve aynı neticelere ulaşıyorsa o kitabı herkesin okumasının gereksiz olduğunu düşünürüm. Aslında bana tavsiye edilen, övüle övüle bitirilemeyen kitaplara bu tavırla yaklaşmamın bir sebebinin de “neden ben daha önce okumadım? “ sorusunun beni yönlendirdiği kıskançlık hissi olduğunu da itiraf etmeliyim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Dostoyevski’nin Beyaz Geceler isimli o küçük kitabının bendeki serüveni bu şekildedir mesela. Dostoyevski’ye hep tepeden baktığım ve sürekli isminin her zikredilişinde karşısına Tolstoy’u koyarak Dostoyevski’yi geçiştirdiğim yıllarda bu kitaptan bir arkadaşımın övgüyle bahsetmesine ses çıkarmamış, daha sonra Hareket Yayınları’ndan çıkmış Beyaz Geceler çevirisini bir sahafta bulunca, arkadaşımın methiyesine Hareket Yayınları’nın da imajı eklenince kendimi almak zorunda hissedip almıştım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.musvedde.net/node/94&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <comments>http://www.musvedde.net/node/94#comments</comments>
 <category domain="http://www.musvedde.net/taxonomy/term/17">Şiir Eleştirisi</category>
 <pubDate>Thu, 04 Sep 2008 09:41:15 +0300</pubDate>
 <dc:creator>Hüseyin Kaya</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">94 at http://www.musvedde.net</guid>
</item>
</channel>
</rss>
