İktibas

İktibas

Demir Kütleler Senfonisi

musvedde.net - Kasım 19th, 2008

jet bir iki üç
Aç karnına pipo içtim. iş olsun diye tıraş oldum. Öğleyin baba Seit geldi, gitti helva ekmekle bir paket sigara getirdi. Yemekten sonra üst üste iki sigara içtim. Çok zevkli oldu. Sonra Adilin mektubunu bir daha okudum. Bir cevap yazdım ama deftere. Buluşunca -kimbilir belki hiç buluşmayacağız- beraber okuruz diye. -Döşemeye sırt üstü yatınca kolumu başının altına koydum. Üçüncü sigarayı o zaman yaktım. "İstanbul mu"diyor Adil. "İstanbul senin havana bağlı, bir okka muşmula. göz açıp kapayıncaya kadar. Akşam Emirgandaydık. Denize karşı saz çalıp oyanadık. Hayrı oynamadı. Hiç görmüş-müy-müşük onun oynadığını. Hergele Mebuluğa adaylığını koyacak herhalde. Ben halay çektim. İyi halaya çektim. -Sonrada binmetre aşağımda deniz, önüm uçurum, yeşil uçurum. Kayaların başlarinda çamlar. Ta derinden denizin hışırtısı. Martılar ayaklarımın altında kaynaşan beyaz leke. Aşağıda ses oyuncakları yanklar, arkam orman -Bu Sait Faik'in adası. Bir gittim, bir daha gittim, yine gideceğim, sen gelirsen beraber de gideriz. Ulan A. Cahit, şu şeyi bana dört başı mamur anlatsana aslanım. Ulan Cahit be, tuh be, yeni aşkından alenen bahsetmen için teklif mi bekliyorsun.

Geleceğin Kıskacında '1984'

Yunus Emre - Ağustos 28th, 2008

Her insanın düşü, düşleri vardır. Ama her insanın ütopyası yoktur. Düşler, insanlar kadar çoktur, ütopyalar azdır ve bundan dolayı, ütopyalar düşler kadar çok değildir. Özeldir.

Ütopyalar Gerçek Değillerdir
Dünyanın her tarafında eşitliği, eşitliğin ve adaletin olduğu bir ülkeyi, bir kenti, kim, neden ister? Ya da kim, neden istemez? Dahası, mümkün müdür böylesi bir dünya düşlemek, sadece adaletle, eşitlikle idare olunan bir devlet düşlemek? Şüphesiz ki, insan tasarımlayabilir, düşleyebilir bunu. Ama bu, bir ütopya olmaktan öte geçmez. Çünkü Ondan öte değer taşımaz. Ütopyaların değeri, önemi, içerdiği görüşler, farklı perspektifleri bulunduran düşünceler bütünlüğü bütünsel olarak şekilde gerçekleşemeyeceğinden dolayı, gerçekleşebilme ihtimalinin söz konusu olmadığından dolayı gerçek değillerdir, bu yüzden değişmezler,

Bizim Korkunç Memleketimiz

musvedde.net - Ağustos 21st, 2008

Bu memleketi hakikaten sevenler; kıçıkırık pozisyonlarını/ Bulgaristan sınırından öte hükmü olmayan yeteneksizliklerini değil de, bu Naçar Toprakları harbiden sevenler; burayı Norveç’lemek arzusuyla yaşayanlar esasında.

“Memleketimiz Norveç olsun ağbi,” diyenler. Öyle olsun ki sabah kalktığımızda sütü bırakmamış diye Sütçü Çocuğa bozulabilelim bir. Gasteci Çocuk/ Sütçü Çocuk: hangisi kalmışsa Norveç’te yani. Onunla arızanalım kabımıza sığamıyorsak.
En büyük elemimiz (ki, az elemlenecek bi mevzu değil) Küresel Isınma olsun filan felan.
Ergenekon Davası’ndan az biraz sevineyazdın mı oldun ey gafil-al sana bomba!
“Askeriye askeriyeliğini bilsin artık” mı buyurdun?” Ordu göreve! İşinin başına! İdareden, eğitimden, siyasetten uzaklara!” mı savurdun havaya?

dede yüzü görmemiş bir yazardan dört kısım, tekmili birden bir dede yazısı

musvedde.net - Ağustos 13th, 2008

Peşinen söyleyim (söyleyeyim); ben dede yüzü görmemiş biriyim; anlatacaklarımın yarıdan çoğu ikinci el bilgilerden oluşuyor.

Daha fenası yüzlerini de bilmiyorum. Baba tarafından dedemin bir resmini görmüştüm vaktiyle ama pek zihnimde iz bırakmamış. Siyah-beyaz, hani o “paytoncuların ordaki” fotoğrafhanelerden veya postanenin arkasındaki şipşakçılardan birine çektirilmiş ayak üstü, bulanık mı bulanık, asık suratlı vesikalıklar vardır ya; ondan işte.

Gözlerinin açık renk olduğu anlaşılıyor. Rahmetli annem mavi gözlü olduğunu söylemişti; “gök gözlü, sarıyağız” birisi imiş.

Mesleği bakkallık. Meydan Camii’nin oralarda bir yerde bakkal dükkânı varmış.

Adı Abdülaziz. Soyadı Kanunu’na yetişebilmiş miydi, bilmiyorum;

Şiir Yazmak Savaşmaktır

musvedde.net - Ağustos 8th, 2008

"Eser, gündüzdür." Sezai Karakoç

"Şair, kendisi bir süper güçtür. Bunu unutmamalı." Sezai Karakoç

"Şair, milletinin kalbidir. Atan nabzı, çarpan yüreğidir." Sezai Karakoç

"Şair, milletine kafasıyla, gönlüyle ve ruhuyla yapışıktır. Alınyazısı, milletinin alınyazısıdır." Sezai Karakoç

"Milletini yaşar şair hep." Sezai Karakoç

"ben öyle bilirim ki yaşamak / berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır." İsmet Özel

Şiir Başkaldıranların, Baskıya, Zorbalığa Karşı Koyanların Sesidir

musvedde.net - Ağustos 6th, 2008

Başlangıcından beri şiir başkaldıranların, baskıya, zorbalığa karşı koyanların sesidir. Haksızlığa uğrayanların bir haykırışıdır şiir. Bu yargılara iki yönden itiraz gelebilir. Önce şiir okuyucularının, şiiri önemli sayanların sayıca hep az oldukları, küçük azınlık teşkil ettikleri, oysa haksızlığa uğrayanların şiirle içli-dışlı olanlara kıyaslanamayacak kadar çok sayıda olduğu öne sürülerek baskıya karşı koyanların sesi olma vasfının şiire ancak temsili mahiyette yakıştırılabileceği söylenebilir. Hâlbuki bu düşünceler yanlıştır. Bir kere haksızlığa uğrayanlar çok sayıda değil, az sayıdadır. İnsanların çoğu görünüşte kendi karşılarında yer alanlarla işbirliği halindedirler. Kaldı ki insanların çoğu uğradıkları neyse ona “müstehak”tırlar.

İçeriği paylaş