Portre
Kafka
Afşin Selim - Ağustos 30th, 2007
Düşünsenize, bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığınızda kendinizi dev bir böcek olarak görüyorsunuz… Bir yabancılaşma başlıyor. Ne siz kalabalıkları anlayabiliyorsunuz, ne de kalabalıklar sizi anlayabiliyor…
Tuhaf korkular! Şu kahramanlara bakın: Hepsi de zayıf, ezilmiş, itilmiş, çaresiz ve yalnız… Kafka’lı ruh gezintilerine çıksak ruhumuzdan kopabilme ihtimalimiz var. Hemen oracıkta bir dönüşüm yaşayabiliriz.
Kafka’nın iç dünyasında babasının izlerini bulabilmemiz de mümkündür. Ondaki tuhaf psikolojinin kaynağı biraz da babasından kaynaklanmaktadır.
Kafka’nın cümlelerinde çekingen muhalif bir ses vardır, ama okuyucu bunu kolay kolay anlayamaz. Ne de olsa fazlaca melankolik bir adam vardır karşımızda: Kafka! Tabularla da uğraşır, rahat bırakmaz onları. Toplumca beliren yaraları kaşımaya başlar, kimi zaman böcekleştirir kalabalıkları, kimi zaman “Franz Kafka kadar yalnızım” diyerek soyutlanır onlardan…
Edebiyatın ezik adamı olarak suçlanır. Cümlelerin ırzına geçmiştir kimileri için… Ayrıca Yahudi olduğu da gözlerden kaçmaz. Zaten kendi de “Milena’ya mektuplar” ında, “Yahudi olduğum için korkak ve şüpheciyim” der.
Bir Cemil Meriç Tasviri
Afşin Selim - Ağustos 2nd, 2007
Düşünce dünyamızın “araf” diyebileceğimiz konumunda yer edinmiş olan, cümlelere ve kelimelere verdiği vurucu mânâlarla dikkatleri üzerine çeken, “kim bağımsız” denildiğinde “odur samimi bağımsız” diyebileceğimiz, kimi zaman melankolik, kimi zaman hayli gerçekçi ve bir o kadar acımasızca taarruzi cümlelerin sahibi, kimi zaman ve çoğu zaman “tahlil” yönü kuvvetli, kalabalıkların nazarında kimi zaman sağcı/kimi zaman solcu adam… Bir “tuhaf” adam! Kime göre? Kalabalığa göre. Tuhaflığı, tartmasından ve analiz etmesinden kaynaklı. Ezberlere ve yaygın putlara karşı, kendi kulesinden, insanlığa bir nevi çağrıda bulunan yalnız bir mütefekkir. Onu sadece bir çevirmen olarak görmek ve öyle algılamak, ona karşı işlenmiş bir suç gibi… Hakkını yemek, onu boğazlamak, onu görmemezlikten gelmek.
Yer: Babamın kütüphanesi. Ergenlik yıllarım. Harıl harıl ezberimi hızlandıracak slogan arıyorum. İlk karşılaşma! Anlamsız yüklü kuru bakışlar…


