Doğduğum Yer
Doğduğum Yer - Kızıltepe - O Bahçeden Söz Etmekten Korkma
Said Aydın - Şubat 17th, 2008
“vicdan azabı rolünde yaşamak niyetindeyim,
kendimden bahsettiğime bakmayın,
asıl mesele sizsiniz”
Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar
Bu yazıyı günlerdir düşünüyorum. Aynısı, yıllar önce okul dergisi çıkarmaya niyet ettiğimiz heyecanlı zamanlarda “şair dosyası” yaparken de başıma gelmişti. “Cemal Süreya Dosyası” yapılacaktı, ben büyük bir heyecanla hemen kabul etmiştim, ardından aynen bu yazıdakine benzer sıkıntı gelip kurulmuştu orta yere. Oranın girişinde de böyle bayat kullanımlar var mıydı, hatırlamıyorum şimdi. O dergiden söz ederken “yıllar önce” demek de garip ya, neyse. Dosyayı bir çırpıda yazabileceğimi düşünüyordum, hiç zorlanmayacağımı. Ama tabii ki öyle olmadı, ben günlerce çırpındım yazabilmek için, evde bir kitap yığını içinde dönüp durdum,
Doğduğum Yer - İnegöl'ü Kolayca Terk Etmenin Yolu
Naim Atabağsoy - Şubat 13th, 2008
Yetişkin olmamanın bütün olanaklarını kullandım İnegöl'ü kolayca terk edebilmek için. Bu kolaylık öyle acı vericiydi ki, bizi İnegöl'den koparan, amcamın büyük, kırmızı kamyonu tozlu sokağımızdan çıkarken son bir kez arkamı dönüp iç geçirerek bakmadım bile. Annem gibi ağlayamıyordum bu ayrılışa. O sırada, yani biz o sokağı ve o mahalleyi ve o şehri terk ederken, kamyonun arkasına iplerle -emaneten- bağlanmış bisikletimin emniyette olup olmadığını düşünüyordum yalnızca.
Hatırlıyordum. Hatırlıyor, ama ağlayamıyordum. İnegöl'ün girişindeki bir tabelada "Mobilya, köfte ve kaplıcalar kenti İnegöl'e hoş geldiniz." yazar. İşte burada sözü geçen mobilya “cenneti”nin kapısının anahtarlarına sahip insanları tanıyordum.
Doğduğum Yer - Amasya - Ben Mustafa İken
Asım Gültekin - Şubat 12th, 2008
Benim doğduğum yer Amasya’nın Taşova ilçesi. Sene 75 imiş. İlkokul bitene kadar orada kaldım ben. Sonra ortaokul için İstanbul’a geldim, yatılı okudum. İstanbul’a tek başıma 11 yaşında gelişin öncesi ile sonrası arasında çok farklar var. Çok çok farklar..
İlkokul beşe kadar ismim Mustafa idi.. İstanbul’da Asım oldu.. Sınıfta altı Mustafa idik çünkü.
Ben mustafa iken yine kitapları dünyasında yaşardım.
Ben Mustafa iken tarihle ilgili şeyler okumayı çok severdim.
Ben Mustafa iken ufukların ötesini çok merak ederdim.
Benim Mustafa olduğum zamanlar tarlada, bahçede, sokakta ve kütüphanede geçen zamanlardır.
Ve bir de bisikletlerle geçen zamanlar. Bisiklet kiralama ve tamiri ile meşguldü babam. Dolayısıyla ben de..
Simit sattığımı da hatırlıyorum. Ve nedense üşüdüğümü satarken..
Doğduğum Yer - Mersin - Burada Her Şey Sıcak
Gül Doğan - Şubat 11th, 2008
"Yeni bir ülke bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir" diyor Konstantin Kavafis.
Herkesin arkasından gelen bir şehir var mıdır bilmem ama Mersin'den ayrılanların ardındaki denizi biliyorum. Biliyorum, çünkü o denizin sesini hâlâ duyuyorum.
İstanbul... Hani o bütün betimlemelerin az kaldığı kocaman şehir. Şiirin şehri... Buraya gelirken bu tılsımla öylesine doluydum ki güneyden ayrılmak neredeyse hiç üzmedi beni. Evet, biliyordum ki özleyeceğim çokça, çünkü biliyordum ki güney hep çok başka bir mavi ve ben o mavinin Mersin tonunun sıkı bir seyircisiyim. Ama düşündüm ki, gittiğim yer: deli İstanbul! Unutturmasa da oyalayacak kadar güzel, o denli çekici, o kadar hin...
Doğduğum Yer - Silvan - Kan Kent
Mesud Ata - Şubat 11th, 2008
“ve fakat Silvan diyemem, ağlarım;
çocukluğumun başkenti!”
Sönmüş bir volkanın dibinden koparılıp getirildiğim; toprağına, çamuruna, kanına bulandığım... Zarifoğlu'nun benim asla hatırlayamayacağım yaşlı anılardan birinde dibinde olduğu, tasvir ettiği evin penceresinin arkasında, yazları serin toprak evlerden birindeyim. Işık girdiğini hatırlamadığım, önüne duvar örülmüş bir pencere var. Pencere, ışığı emmek vazifesini bir kitap rafı olmakla takas etmiş bir oyuk. İçinde dedemin tütünü, bir de okunmayan bir Kur'an ve tesbih etmeyen bir tespih. Çocukların yer çekimine meydan okuyabildiği bir zemin. Damlarında misket oynanan bir avlular, küçeler. Bir “ah” sesinin bir başka toprak evde yankılandığı; "mahremiyet" denilen şeye yabancı insanların ortak yaşam alanı.
Kandan şehir Silvan. Kan, evet;


